twitter
    "Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir." Mevlana.

Sadece aşk değiştirir insanı


Her başlangıç bir şeylerin sona ermesi demek. Örneğin evlenip, yeni bir aile kurmak için, anne baba evinden ayrılmak gerek. Çocuğun doğması, hamileliğin bitmesi demek. Üniversiteye başlamak, liseyi bitirmek; iş hayatı ise okulu maziye gömmek... Hep aynı döngü; bitiş ve başlangıç.

Ama herşeyde olduğu gibi, yaşamın bu daha başta farkına varılması gereken, en aşikar sırrını bile gözardı etmeyi seçiyoruz. Taşı taşıyabildiğin kadar, hiç bir döngüyü kapatma.

Evlendiğinde örneğin, kadın ve erkek birlikte karar vermeli. Danışılır sevdiklerimize, saydıklarımıza. Ama ben evin mobilyalarını bile sadece kayınvalidelerin seçtiğini ve onların zevkine göre döşendiği durumları biliyorum. Neden, saygıdan mı?

Aileler genellikle evliliklerde sorunlara neden oluyor. Elbette ki bize inanılmaz fedakarlıklarla bakan, yetiştiren ve koşulsuz sevenlerin üzerimizde hakkı büyük. Ve ne bir erkek, ne de bir kadın için bu hak unutulamaz. Ama hiç bir anne ve babanın; başka bir aile üzerinde egemenlik kurmaya da hakkı bulunmaz. O zaman o ailenin bireyleri, yetişkin olamazlar. Anne, babalarının kuzularıdır onlar.

Bir kadınla, erkeğin ilişkisi yepyeni bir dönemeç demektir. Birbirini herşeyin üstünde tutmak gerekir. Diğer türlü ne sevgi, ne de güven oluşabilir.

Görüşülmesi, hem zor anlarda, hem güzel anlarda birlikte olunması, sevgiyle, güzellikle ve saygıyla davranılması gerekir elbette ki ailelere. Dünya güzelleridir onlar. Ancak kadının veya erkeğin kullandığı arabada, ön koltuk eşinin olmalıdır.

Hatta aile terapilerinde kadınla erkeğin yanyana olmasının üzerinde çok durulur. Çocuk bile olduğunda, kadın anneliğinin yanında kadınlığını da unutmamalı ve eşler birbirlerine çok özen göstermelidir. Ama nedense birlikteliklere, sanki kırılması kolay, eşsiz bir vazo değilmişcesine davranılır genellikle.

Dün bekar arkadaşlar bendeydi, pek evlilik sorunları açılmadı. Ama ilişkiler hakkında atılıp tutuldu tabi. Bir arkadaş Tayland'a gitmiş. Oradaki kadınların köle tutumuna bayılmış, "cennetti" diyor. Tayland ve Siyam aynı yerlermiş. Ben de bir gece öncesi Anna ve Kral'ı izlemiştim. O da Siyam'da geçiyordu, tesadüfe bak. Bana göre de başroldeki kral hayal gibiydi. Onun yanı cennet olmalıydı ve film inanılmaz bir aşk hikayesini anlatıyordu. Yeni versiyonu, hani Jodie Foster'ın oynadığından bahsediyorum. Hala o aşkın etkisinde, kralın karizmasına kapılmış ve Siyam'ın güzellikleriyle sarhoş, hayal mayal dinliyordum zaten dediklerini. Söze fazla karışmadan.


"Siz hiç aşık olmamışsınız, belli" demeden.

Sevgili değil, köle istiyorlardı. Tayland'da kadınlar çok özgürmüş, öyle duyduğumuz kadar seks ticareti yokmuş. Kadın egemenmiş, erkekler çok ezikmiş. Türkiye'nin de kadın egemen olduğunu söylediklerine, ben de dile geldim.

"Hiç öyle olur mu?"

"Tabi, herkes annelerini dinliyor."

"Türkiye'de kadına saygı duyulmuyor. Hiç bir erkek annesinin sözünden dışarı çıkamaz. Çünkü çoğu daha gerçek bir erkek olmamış. Yetişkin değiller, başkaları tarafından yönetiliyorlar. Oysa kadına kadın olduğu için saygı duyulmalı. Ülkemizde kadın çok aşağılanıyor.Sadece çocuk doğurduğunda, çoğu yerde eğer bu çocuk erkekse bir yer veriliyor kadına.

Annelik çok kutsal ve güzel bir şey. Ancak egolar karışmamalı. Aileler çocuklarına sahip olmaya ve hükmetmeye çalışmamalı. Kadınların çoğu sadece anne olarak var olabildikleri için, bunu sonsuza kadar sürdürmek istiyor. Başka bir kadının, gelinin varlığı onlar için büyük tehdit oluyor. Ve erkekler ömür boyu annelerinin küçük çocukları olarak kalıyor. Hangi kadın böyle bir erkeği çekici bulur?"

"Öhöm, pöhöm" oldu cevaplar.

Sonra eskilerde yaşadığım bir ilişkiden, biraz da olumsuz olarak bahsettiğimde, "neden onu kötülediğimi" sordular. Daha demin Mevlana'dan, evrensel sevgiden bahsetmiştik, sonra ben gidip birini erkek olamadığı için suçluyordum.

Evrensel olarak saygım sonsuz, yolu açık olsun. Ama şu yerini bildirmeler, baştan sıkı tutmalar, egemenlik kurmalar, değer vermemeler yok mu? Yalnızlar ordusu şeklinde dolaşmamıza şaşmamalı.

Aşk... Aşk geldi mi, hesabı, kitabı yok eder önce. Bir bakışı mutlu olmana yeter, yanında olsa da, olmasa da sanki hep birlikteymişsiniz gibi gelir. Ama hiç bir birliktelik te yeterli değildir. Sonsuza kadar yaşasanız bile, zaman dar gelir aşkınıza.

İnsan aşkının kalbini kırmayı göze alabilir mi? Ve sadece aşk insanı büyütür. Büyülü bir simyadır ve dokunduklarını dönüştürür.

Diğerleri ömür boyu çocuk kalır.Ne bitirmeyi bilir, ne de başlamayı.

29 yorum:

beenmaya dedi ki...

"aşk evcilleşmemiş bir güçtür. onu kontrol etmeye çalıştığımızda bizi yok eder. onu hapsetmeye çalıştığımızda o bizi esir alır. onu anlamak için çabaladığımızda kendimizi kaybolmuş ve şaşkına dönmüş hissetmemizi sağlar" diyor zahir'de p.coelho...

arzu pinar dedi ki...

çok doğru ve güzel söylemiş Coelho. paylaşımın için çok teşekkürler :)

arzu pinar dedi ki...

çok doğru ve güzel söylemiş Coelho. paylaşımın için çok teşekkürler :)

SIRADAN dedi ki...

kontrol etmek isteyen kim.
üzerinde durabilsek.

o rodeoda savrulmak ne güzeldir

arzu pinar dedi ki...

yetişkinlerin %98'i.

SIRADAN dedi ki...

azınlık olduk iyi mi?

:)

arzu pinar dedi ki...

zaten öyle değil miydik? kaç kişi aşka korkusuzca bırakıyor kendini? kaç kişi düşüncelerini hesapsızca ve korkusuzca paylaşıyor? kaç kişi tanımadığı insanların yazdıklarını okuyor hiç bir menfaati olmadan? azınlık ve ötekiyiz muhtemelen.

SIRADAN dedi ki...

sosyologların ülkedeki bir avuç mutlu azınlık dediği biz miyiz diyorsun.

ne yapsam sıradan olmak haram bana.

azınlık psikolojisine bürünelim öyleyse.
dayanışma içinde olalım irtibatı kesmeyelim :)

arzu pinar dedi ki...

:) olur. ilerde sıradan olanlara kız da vermeyiz.

SIRADAN dedi ki...

ben korktum.
olayı büyüttün sen :)

arzu pinar dedi ki...

aaa bu yorumlardan daha korkusuz birini beklerdim...

SIRADAN dedi ki...

cesaretini gereksiz toplumsal polemikte sarfetmek akıl işi değil.

heyecan aramaya yetecek kadar cesaretim var.

SIRADAN dedi ki...

fazlası problem olabilir.

amaç üzüm yemek, bağcıyı dövmek benim işim değil.

arzu pinar dedi ki...

en azından ne istediğini biliyorsun. bu büyük bir şans hayatta.

SIRADAN dedi ki...

eee hayat kısa. zaman dar.
gerçekçi olmak lazım.
heyecan peşinde bir yaşam da belli bir yaşa kadar.

arzu pinar dedi ki...

bloguna baktım. orada da zaman, süre baya vurguluydu.

SIRADAN dedi ki...

dur bir de ben bakiim ne demişim.
zorla yazdırdılar bana ne olacaksa.

bu arada zamanın değerini benden öğreniyor gibisin :)

arzu pinar dedi ki...

güzel bir zamanlama oldu. süperinden zaman öldürdğüğüm bir dönemdeyim çünkü.
neden zorla yazdın?

SIRADAN dedi ki...

hiç deneyimim yok bu konu da.
akıl verme. felsefen kuvvetliyse bi blog oluuşturalım sana dediler.denedik.

arzu pinar dedi ki...

devamı gelir umarım.

SIRADAN dedi ki...

benimle zaman öldürdüğünü düşünmene ne desem bilmiyorum

arzu pinar dedi ki...

seninle değil. bugünlerde genel olarak.

SIRADAN dedi ki...

heyecan yok yani

SIRADAN dedi ki...

bi taraftan prison break seyrediyorum.
en başından. yeniden.

arzu pinar dedi ki...

evet, heyecansız.

SIRADAN dedi ki...

bişey farkettim. bu resmin dizide ki doktora benziyor. ben doktor yüzünden bu diziyi baştan alıyorum.

anlamsız ama buyum işte :)

arzu pinar dedi ki...

:) o diziyi izlemedim maalesef. çıkıyorum şimdi. görüşürüz .

korhan dedi ki...

bu ne ya?

konu neydi:)

yorum değil messenger sayfası....

sizi iyice bir sallayım durun.
nerde titreşim tuşu? :)

arzu pinar dedi ki...

:) araya uyku girdi zaten.