twitter
    "Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir." Mevlana.

Neler oluyor?

Başbakanımız Erdoğan ile medya patronumuz Doğan arasındaki atışmayı heyecanla takip ediyorum. Doğan Grubu'nun ve diğer yayınların habere yaklaşımlarını, köşe yazarlarının yorumlarını ve ikisinin demeçlerini ilgiyle izliyorum. Önümüzdeki günlerde önemli açıklamalar gelecek belli ki Doğanlar'dan.

Internet'ten tüm gazeteleri, hatta bazen bbc ve cnn'i de okuyorum, ama hala yetmiyor. Açık gazete, patronlar dünyası, bazı bloggerların yorumları... Çeşitli kaynaklara başvuruyorum ki şu bize açtıkları pencere dışında da biraz fikrim olabilsin.

Çünkü şimdiki durum fena halde iç bayıcı. Dolar bir iniyor bir çıkıyor, belli ki birileri kur farklarından iyi para götürüyor. Bankalar her bir şeyden para kesiyor, elektrik zamlanıp duruyor. Deniz Feneri, insanlardan çaldıkları yardım paraları ile güven duygumuzu zedeliyor.

Hala gençler şehit oluyor.

Hala politikacılar asık suratlı. Sadece ülkemizde değil, dünya genelinde.

Hala savaşlar sürüyor.

Hala dinler insanları birleştirmek yerine, bölüyor.

Madem bilimum yayın organlarını takip ediyorum; sürekli duyduğumuz haberlerin dışında, farklı bazılarını da toparlayım dedim. Sadece para piyasaları değil, hayatta başka şeyler de önem kazansın. Ya ağaçlar sonbaharla birlikte yapraklarını dökmeye başlamasalardı, sabahları gün ağırmasa, denizler kurusa, insanlar birbirine benzese ve farklılıklar ortadan kalksa. Cehennem olmaz mıydı.




* İlk haberimiz farklılıkların korunması üzerine. Daha önce ülkemize de gelip, konser veren (ben de o konserde görevliydim, güzel bir anıydı, hayal meyal hatırladığım.) Manu Chao Sulukule'yi destekliyor. http://manuchao.net/news/sulukule-istambul/index.php adresinde, kentsel yenileme altında yeniden projelendirilen Sulukule için kampanyalar yürütüyor, Fransa'da verdiği konsere "Sulukule susmayacak" yazılı tşörtle çıkıyor.

Konuyla ilgilenenlerin http://www.sulukulegunlugu.blogspot.com/ i takip etmesi önerilir.

* Facebook'ta "Deniz Feneri Derneği'ni Karalamaya Hayır" konulu bir grup kurulmuş. Nasıl karalanmasın, adamlar yardımseverlerin paralarını çaldılar diye düşünerek, gruba baktım. Türkiye'deki Deniz Feneri'nin, Almanya'yla hiç bir bağlantısı olmadığını ve çalışmalarını sürdürdüğü yazılı grupta. Ama isim aynı, logo aynı. Bilemedim işin doğrusunu.

* Hollanda basını ABD'nin bir kaç hafta içinde İran'a saldıracağını duyurdu.

*Haiti, Bahama Adaları'nın güneyi ve Küba'yı vuran Ike kasırgası devam ediyor. Saatte hızı 195 kilometreyi bulan kasırga 3. kategoride.

* Büyük patlama deneyi 10 Eylül'de başlıyor. Binlerce bilim adamının katılımıyla, evrenin oluşumunun sırrı araştırılıyor.

*Greenpeace Sabacı Grubu'nu Akkuyu'da yapılması planlanan nükleer santral ihalesinden çekilmeye çağırdı. Destek vermek isterseniz; http://www.greenpeace.org/turkey/news/sabanci1

* Muzaffer Kuşhan'ın kliniğinde 40 günde, 15 kilo veren ve her türlü sağlık kontrolünden geçmiş olarak kampa alınan, 19 yaşındaki genç kız kalp krizinden öldü.

* Amerika'daki Carat (reklamcılar bilir bu firmayı) firmasında çalışan bir insan kaynakları yöneticisi, işten çıkarmalarla ilgili bir maili yanlışlıkla şirket geneline gönderdi. Ay sonunda gerçekleştirilecek yeniden yapılandırma ile ilgili mailde toplam kaç kişinin işten çıkarılacağı belirtilmemiş.

* İş Bankası'ndan Darüşaffaka Cemiyeti'ne 100 milyon dolar destek. "81 ilden 81 öğrenci" projesi ile binlerce gencin eğitim masrafları karşılanması hedefleniyor.

* İş hayatımı direk etkileyen oğlak burcundaki jüpiter 9 Eylül'de ters haraketinden, düze dönüyor. İş görüşmeleri faslında tıkanan kariyerim bakalım nasıl bir ivme kazanacak? Gelişmeleri buradan sizinle paylaşırım. Puflamayıp, astroloji ile ilgilenenler için; özellikle oğlak, boğa ve başak burçları bu haraketten çok olumlu etkilenecek.

* Virgilius'la yeniden yazışmaya başladık.

* Cumartesi, üniversiteden kızlar, bana kahvaltıya gelecek.

* Didem Pozitif Yaşam Derneği'nde işe başladı.

* Dilek'le aramızdaki yanlış anlama uçtu, gitti.

* Cansu 10 günlük oldu bile.

* Her gece çok renkli rüyaler görmeye devam.

* Günün kararı olarak güzel işler yapan şirketlere para kazandırmaya karar verdim.Çevreye zarar veren, halkı, devleti dolandıranların hiç bir ürününü satın almayacağım.Söz, sözdür.

Küçük dünyamın haberleri...Global anlamda daha o kadar çok ki, yaz, yaz bitmez. Varsa paylaşmak istedikleriniz veya objektif haber veren kaynaklar, çok sevinirim.

9 yorum:

beenmaya dedi ki...

sanırım artık içlerde biriken nefret ve kinle, kötü düşünceler kusulmaya, dışarıya yansıtılmaya başlandı. bu hep vardı belki ama hiç bu kadar sessiz ve sinsice kendi içimizdeki cehennemi bu kadar başarılı bir şekilde dışımıza çıkarmamıştık. sahi cehennem aslında burası, bu dünya başka bir yerde, başka bir yer değil...

Mehmet dedi ki...

Ben şahsen R.Erdoğan'ın A.Doğan'a bu sert ve ani çıkışını anlayabilmiş değilim. Bu konuda ancak bu kadar yazmak istiyorum. Çünkü gerçekten korkuyorum. Basit bi karikatüre bile tahammül edemeyen bi başbakana sahibiz. Benim ne haddime iktidarı eleştirmek vs... Alimallah zaten polis devleti olduk benide dinleyip alırlar içeri.:) Yada burda yazacaklarım yüzünden başım belaya girebilir. O yüzden işte Fazıl Say'a hak vermeye başladım. Benki A.Doğan'ı hiç sevmeyen biriydim ama son 2-3 yılda yaşananlar ve son bir kaç günde gelinen noktada A.Doğan'ı sever oldum. Deniz Feneri yöneticileri hırsızlığın ve köşe dönmecenin en çirkin en pervasız ve en aşağılık şeklini icra etmişlerdir. Bu konuyu haberlerde gördüğümde midem bulanıyor. Kendimede kızıyorum bu tarz derneklere sms attığım için. Şu içimizdeki iyilik duygusunu, halisane Allah rızası için yaptığımız şeyleri sömürmeyen kalmadı. Boyunuz posunuz devrilsin...

Sinan Toydaş dedi ki...

Merhaba;
Kuşhan'da ölen kızla tanışmıştık. 112 Acil Ambulans'ta çalıştığım için olay olur olmaz haber verdiler bana. Çok üzüldüm. Tesadüfe bakın, öldükten sonra uzaktan akraba olduğumuz da ortaya çıktı. :_((

arzu dedi ki...

başın sağ olsun sinan.
beenmaya kesinlikle sana katılıyorum.

ben de daha fazla yorum yapmayacağım mehmet. tarihe geçiyor zaten olmakta olanlar.

korhan dedi ki...

evimde tv yok 2 senedir.
konu hakkında pek bilgim yoktu.
internetten gözüme takılanlar ve arkadaşların yorumları o kadar.
ama bir kanaat oluştu ben de.

görüşlerine tamamen katılıyorum.
hissiyatımız aynı. bravo.

ama ben sonunu merak etmiyorum.çünkü benim not vereceğim bölüm sonu değil önü.

işte olası senaryo:

aydın doğan başbakanın yada partisinin hoşuna gitmeyecek bir konu yalakadı.

uyanıkların kıralıysa doğan
bu da hiç de boşa harcanmıycak bir fırsattı.

dedi ki başbakana:

böyle böyle bir olay duydum ama ben üzerine gitmek istemiyorum.
ha bu arada bizimde şöyle bi işmiz var hallediversek.

başbakan olmaz görelim restini dedi
doğanda aha sana floş dedi.

şimdi başbakan doğanı bize şikayet ediyor. cık cık cık

bana ne doğandan.
doğan bulunduğu yere benim oylarımla mı geldi.

bi hafta mühlet söylerim haa ne demek?

bize söyleme kardeşim.
siyasetçi mi bu ben cezalandırayım.

git savcılarına söyle ve hemen söyle bekleme.

bir açığını kusurunu karambole getirmek için kullanma olayı.

yapma, yapma, yapma.
bu mu bizi götürdüğün avrupa? peeeh.

hakkını ver hakkınıı...
alırım elinden oyumuuuu :)

8/9/08 23:47 sularında yazmıştım bunları başka bir bloğa.
yazdıklarını da okuyunca...

sinirimi paylaşır mısınız siz de :)

korhan dedi ki...
Bu kayıt, yazar tarafından kaldırıldı.
korhan dedi ki...

mehmet:yazacaklarım yüzünden başım belaya girebilir. O yüzden işte Fazıl Say'a hak vermeye başladım.

korhan: girmesin diye susalım mı yani?
hem nerde bu bela?
fazıl say aramaya mı gitti?
nedir?
fazıl saya hak vermesek....

arzu dedi ki...

almanya'da görülen deniz feneri davasının ucu akpye dokunduğunu doğan yayın gurubu ilan etti. olay budur. ben de başbakan ın tüm belgleri ile hemen suç duyurusunda bulunmasını beklerdim, hafta hafta açıklaması yerine.
evinde televizyon olmayanlara imreniyorum. bir aralar öyle yaşadım bende.vardı, sadece müzik programlarına bakıyordum. çok daha mutluydum. şimdi tv açmasam, internetten bulur, okurum haberleri. keşke siyasete atılmak daha kolay olsaydı, ters giden tüm işleri düzeltebilseydim.

Mehmet dedi ki...

Aslında çok uzun bi yazı yazmıştım ama sinirlenip sildim. Çünkü değmiyor. Nasıl hak ediyorsak öyle yönetiliyoruz. Üçkağatçıların, gurursuzların, ahlaksızların, tembellerin, utanmazların, onursuzların, hırsızların vs... neredeyse cirit attığı bir halk yığını haline geldik. İyilerde, güzellerde çok ama ben genele bakarım. Halimiz gerçekten kötü. İnsanlık kalitemizin çok iyi olmadığını düşünüyorum üzülerek. Ne yazıkki yıllar yılı üstüne koya koya bu hale geldik. Şimdi böyle bir toplumdan ancak Aydın Doğan gibi bir işadamı ve R.Tayyip Erdoğan seviyesinde bir siyasetçi çıkar bizi yönetmeye :) Daha fazlasını istemek hayalcilik olur. Velhasıl derler ya hani boşa koysam dolmuyo, doluya koysam almıyo diye aynen öyle işte. Kelimelerime acıyorum yazarken bu konuda. Korhan kardeş Fazıl Say'ı anlama ve hak verme konusunda ironi yapmıştım sadece. Fazıl Say'a kızarken bende başka dertlerden bunalıp neredeyse onun gibi yalnızlık duygusuna kapıldığımı söylemeye getirdim. Cesareti olan arkadaşlar varsa hükümeti eleştirsin. Benden bu kadar. Sinirimi biraz olsun Nihat Genç dinleyerek atıyorum. :)