Eylülle birlikte sıcakların verdiği mahmurluk ta yavaş yavaş üzerimden gitmeye başladı. Şimdi dışarıda yağmur da yağıyor, hafif serin ortalık. Sanki şehirdeki tüm martılar karşı apartmanın çatısında toplanmışlar. Oysa denize 10 dakikalık yürüme mesafesi kadar uzakta evimiz. Martılar yağmur molası için neden karşımızdaki apartman çatısını seçmişler anlamadım.Daha anlayamadığım o kadar çok şey var ki. Her ne kadar sevmiyorum, artık bıktım desem de iletişimcilik kanıma işlemiş, yavaş yavaş dünyayı kimin hangi reklamı çektiği, hangi etkinliklerin hangi sponsorları kaptığı şeklinde algılamaya başladım. Ve reklamlar mercek altına alınmaya başlandı yeniden.
Kültür olarak oruç tutanlar karşısında yemek yememeğe özen gösteririz. İnançlarına saygı gösterir ve akıllarına yemeği getirerek, durumlarını daha da zorlaştırmak istemeyiz. Ancak pek çok gıda firması gün boyu reklam bombardımanı yaparak, ramazanı ve iftarı kullanıp duruyor. Hatta pazarlama planlarında ramazan dönemi özel bir yer tutuyor belli. Bu kültürümüzle çakışmıyor mu 1, etik mi 2? Milletin karnı zaten iyice aç, ne görse canı iyice isteyecek. Bu mudur pazarlama stratejisi?
Ülkede içki bu kadar hassas bir yerdeyken, bir rakı firmasının son gönderdiği basın bülteninin ramazanla çakışmasına ne demeli? Rakı balık mevsimi gelmiş. 15 gün bekleyemez miymiş?
Her türlü denetim ve sansüre karşı olduğum gibi; çocuklara yönelik propoganda, çocukları kullanarak yetişkinlere yapılan duygu sömürüsü ve orucu kullanarak ağızları sulandırıp satış artırma taktiklerinin de karşısındayım. Bu konularda reklamla ilgili kurumlar etik kodları oluşturmalı bana göre. Ya da bizler ramazanı kullanan reklamlarda gösterilen ürünleri satın almayabiliriz. O zaman firmalar da pazarlama planlarını revize ederler.
Ama biz bir araya gelmeyi daha öğrenemedik ki. Bilinçli tüketiciler olmayı da öğrenemedik. Bilinçli yaşayan olmaya sıra daha hiç gelemedi.
Ülkede içki bu kadar hassas bir yerdeyken, bir rakı firmasının son gönderdiği basın bülteninin ramazanla çakışmasına ne demeli? Rakı balık mevsimi gelmiş. 15 gün bekleyemez miymiş?
Her türlü denetim ve sansüre karşı olduğum gibi; çocuklara yönelik propoganda, çocukları kullanarak yetişkinlere yapılan duygu sömürüsü ve orucu kullanarak ağızları sulandırıp satış artırma taktiklerinin de karşısındayım. Bu konularda reklamla ilgili kurumlar etik kodları oluşturmalı bana göre. Ya da bizler ramazanı kullanan reklamlarda gösterilen ürünleri satın almayabiliriz. O zaman firmalar da pazarlama planlarını revize ederler.
Ama biz bir araya gelmeyi daha öğrenemedik ki. Bilinçli tüketiciler olmayı da öğrenemedik. Bilinçli yaşayan olmaya sıra daha hiç gelemedi.


22 yorum:
Sevgili Arzu, bizler daha iki kişi birleşip hem fikir olamadıktan sonra nasıl kitleler birleşip bir olacak ve devrimlere imza atacağız.Hala şu dağın ardında bir umudum var.Sevgilerimle.
hep ikililik, dualite taşına takılmak işte tüm sorunların nedeni.
oysa ne savaşa, ne kargaşaya gerek kalırdı, sağduyuyu toplayıp, birlikte haraket edilseydi.
sizin umudunuzun olmasına sevindim.benimkisi can çekişiyor.
Bir reklamci olarak, ramazanda yapılan tüm iftariyelik reklamlara aynı gözle baktigim soylemeliyim.. Reklam denetimi diye birşey olsa, birçok firma ne yapardi bilmiyorum.İnsanların en zayif noktalarından yakalayarak, özendirmekle- yalan reklamlarla uyutuluyoruz coğu zaman...
birlik olmak adına
benim umudum hiç yok, belki başka bir dünya da mümkün olabilir..?
bu arada en sinir olduğum reklamlar, kadinlarin temizliğe bunca takdiğini düşünen detarjan ürünleri reklamıdır..Kadına başka hiç sorunu yokmuş gibi, ev işlerinde "daha da temiz-daha da beyaz" mantığıyla oluşturulan reklamlardaki kadın statüsüne kızgınlık duyarken, yaptığı temizliğe kayınvalidesinin bile onay veriyor olması repliğinde boğuluyor gibi oluyorum...
beyinlere manipülasyon yapılıyor.aslında çok hassas bir konu. medeni bir gelecekte denetim altına alınacağı kesin bu işin.
bu firmalar pazar araştırması yapmıyor mu diye merak ediyorum. benim bildiğim araştırmadan sonra o toplumun özlemlerine, yapısına göre şekillendirir reklam mesajları. ben çevremdeki kadınlarda ve temizlikçi kadınlarda temizlik yaptıktan sonra orgazm olur gibi bir tavır göremiyorum. temizlikçi kadın dedim, çünkü eve alınacak malzemelerin markalarında ciddi bir yönlendirmeleri oluyor.
ayrıca bu gbi reklamlarla kadının yeri evidir, en önemli işi camların parlaklığıdır mesajını veriyorlar. kadınlar buna da tepki göstermeli. hakikaten bilinçsizliğimize inanamıyorum ya.
Kahrolsun vahşi kapitalizm. Ve de küresel sermaye. Sinir bozucu reklamlarınızı da alıp gidin. İnsanı zorla komünist yaparsınız.
Aklıma gelen en kıl olduğum reklamları sıralayım:
1-) Tüm Orkid reklamları.
2-) Tüm Şampuan reklamları.
3-) Deterjan reklamları.
4-) GSM Operatörlerinin reklamları.
5-) Banka reklamları.
6-) Kredi kartı reklamları.
7-) Brrr saçmalığını icat eden Coca Cola reklamına özel olarak ayrıca uyuz oluyorum.
İlk anda bunlar aklıma geldi.
:) geriye başka bir şey kalmadı zaten.
otomobil reklamlarını seviyorsun galiba? zaten genelde süzülüğ giden arabalar gösteriyorlar, biri robota dönmüştü o kadar.
arada sevdiklerim de oluyor. örneğin iş bankası'nınn Atatürk'lü reklamı. eski mavi jeans reklamı (çok oluyoruz), levis reklamı gibi. amaç tabi ki satmak, ama yaratıcı olup, tüketiciyi kek yerine koymayanların yeri başka.
not: iki şeyin reklama ihtiyacı yok. 1) nutella 2)domates
sucuk reklamı var ya hani pınar sucuk olması lazım. birarar onun gündüz kucağında yayınlanmasının önüne geçmişlerdi akşam geç vakitlerde yayınlanıyordu küçük çocuklar istediği ve durumları uygun olmayan aileler alamadığı için. o geldi aklıma şimdi...
hala yayınlanıyor, her gördüğümde canım sucuklu yumurta istiyor. hatta taksilerin üstüne de reklam vermişler, yolda bile önünde sucuklu yumurta gidiyor.
Nutella konusuna katılıyorum. Çikolatadan öte bişey. Çok büyük keyif.
o çikolata değil zaten nutella :)
Bravo bu çok önemli bir bilgiydi. Tebrikler ama benim için hala çikolatdan öte bişey...
Arzucum, sen bu konudan bahsedince aklıma Pınar Su'nun reklamı geldi...
Ehh işte, iftara yaklaşık şöyle bir yarım saat varken şarıl şarıl şişeden akan sular bardakları dolduruyordu. :(
aferim pınar suculara, aman da aman. ne güzel iş yapmışlar. ne parlak pazarlama zekası. satışlar da artmıştır şimdi.
biraz daha nutella dan bahsederken, gidip alacağım. 3 gündür kendimi zor tutuyorum zaten.
Keske her iletisimci sizin kadar sagduyulu olabilse. Ama mesele, onlarin sagduyulu olmasiyla da halledilecek gibi degil. Ramazan'da oruc tutmak, tutanlar tarafindan, sadece ve sadece ac/susuz/zevksiz kalmak olarak algilandigi surece, reklamlar da boyle olmaya devam eder. Orucu tum boyutlarini hissederek tutabilen insan, zaten bu degerli zaman dilimini reklam seyrederek ziyan etmez.
yüzeysel olarak tanımlayabileceğimiz birinde de açlık ve susuzluk belli ölçüde hassaslık yaratıyor mu acaba? eğer öyle olmasaydı oruç havasla sınırlı tutulmaz mıydı?
kendin sor kendin cevapla.
aferin.
yorma bizi.
olmaz, yorul biraz.sen ne düşünüyorsun?
reklam seni kötü hissettirmek için yapılıyor artık.
aç hisset, al ye.
paspal hisset, al giy.
sönük hisset, al şampuanla.
yaşlı hisset al paris laboratuvarları vişiy üretmiş :)
olması gereken ve hiçbir zaman olmayacak olan ise
sadece ürün tanıtımı çerçevesin de kalmasıdır ki.
ben beklemek istemedim.
oruca etkisine gelince...
biz herşeye rağmen tutarız.
dayanamayan için tv nin üzerine power yazan bir düğme yapmışlar :)
bögır king reklamını gördün mü?
görmedim. zaten reklamlara gelene kadar, diğer yanda tüm gün kadınlara yemek programları da var.
Merhaba Arzu "Fight clup" çılgın tüketim konusundaki gerçeği kafamıza dan dan vuran beni en çok etkileyen filmdi...insanların niçin deli gibi alış veriş yaptıklarını sorgulamaları gerekir..artık "onun var benim de olmalı " banel bakış açısından kurtulunabilirse,biz de o kalitesiz reklamlardan kurtuluruz..yani daha çoook uzun yıllar duygu sömürülü ebleh reklamlara devam...
Sevgiler..
özlem
figth club ı yeniden izleyeceğim. süper filmdi gerçekten.
ne zaman eve bir şeyler alsam, adamın umutsuzca mobilya kataloğuna baktığı kare geliyor aklıma.
Yorum Gönder