twitter
    "Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir." Mevlana.

Ütü sefası ya da kimine göre cefası

Dün akşamdan beri kendimi ütüye verdim. Evde fayanslar değişip, su borusundan, elektrik hatlarına herşey yere gömülüp, ardından boya badana olurken; dolapların içinde güvende olduğu sanılan her birşeye de tozlar ulaşmış. Çamaşır makinesinin kaç defa çalıştığını hatırlamıyorum ama neyim varsa, yeni baştan yıkayıp, kutulara yerleştirmiştim. Dün akşam esti, ütülemediğim tüm nevresim takımları, fazla enerjimden nasibini aldı. Artık eve misafir gelirse, mis gibi, ütülü, çeşitli renk ve desenlerde takımlar hazır.

Bu yazıyı Didem okursa ne hissedecek bilmiyorum, çünkü en çok o bende kalıyor. Genelde de yatak yapmaya üşenip, kanapede, ya da yatakta, sızıyoruz bir köşede. Ama artık özel misafir kutularım hazır oldu. Kullanılmamış havlular, nevresimler vs, hepsi ütülü ve çok düzenli.

Dün geceden başlayan iş sabaha sarkmış, mutlu mesut ütü yaparkan Finans Cafe başladı. Amerika'nın tüm dünyayı sarsan krizinin arasında, hadi biraz nefes alalım diyip, müzisyenleri konuk etmişler stüdyoya. Veee cennetten bir parça düştü sanki. Gevende, sevdiğim aylaklar, ne de tatlı şeylermiş, güzel güzel anlattılar. Sahnede doğaçlama yapıyorlarmuş, nayu tersten okunuyomuş. "Uyan" diyorlarmış meğersem. Herşey bunun için değil mi zaten? Uyanmak için.

Ben de o programa katılıp, konuşmuştum bir sefer. Canlı yayın olduğundan, baya da heyecanlanmıştım aslında öncesinde. Ama konuşmaya başlar başlamaz, rahatladığımı hatırlıyorum. Program kaydını hiç izlemedim, muhtemelen şişman çıkmışımdır ekranda diye moralimi bozmak istemedim.

O günler geride kaldı. Şimdi evde ütü yapıyorum.

Kendi kendime "toprağı da nadasa bırakmak gerek, sabır" diyerek.

Cumaları severim, yağmurları da. Bugün de güzel bir cuma. Birazdan gidilip 25 Eylül'deki Zülfü Livaneli konserine 2 bilet ve Gevende'nin yeni albümü alınacak. Bu yaz hiç konsere gitmedim. Çok sevdiğim Livaneli ile biter belki de bu dönem. Ve Gevende'nin müziği ile de uyanırız.

Bu arada akşam Virgilius "ütü yapan adam yoktur" dedi. Öyle mi gerçekten? Durmak bilmeyen zihinleri çok güzel rahatlatıyor oysa ki.

11 yorum:

Brajeshwari dedi ki...

Ütü bittigindeki, o zafer ruhunu hissederim bende içimde...Ütü bitmişse, herşey tamamdir evde...

arzu pinar dedi ki...

:) ütü yapanlar kulubü mü kursak?

korhan dedi ki...

ütü işini bu kadar övenini lk defa görüyorum.
bu işi satabileceğin birisini arıyorsun galiba :)

hı?

arzu pinar dedi ki...

:) yok mark twain den sonra uyandı millet. o taktik çok yemiyor.

korhan dedi ki...

bırak şimdi sen az hikayeci misin?

az kalsın ütüyü kapıyoduk elinden :)

arzu pinar dedi ki...

:) içinden geldiyse ütü isteği, engelleme en iyisi.

korhan dedi ki...

uyandık, uyandık.

senin anlıycaan nayu :)

Abi dedi ki...

ütü yapan adam vardır..:)

arzu pinar dedi ki...

:) sevindim abi.

Mr_Turkish_Delight dedi ki...

Benim tabirimle Iron(ing)Man, hayatin bir parcasi. Insan tek basina yasayinca herseyi yapmayi ögreniyor :). Bagimlilik kötü bir sey o yüzden her konudan anlamak lazim. Erkek dedigin kendine yetebilmeli :)

arzu pinar dedi ki...

türk erkeğine apayrı bir boyut kazandırdığın için sevindim. tam anlamıyla bağımlı yetiştiriliyorlar çünkü.