twitter
    "Birisi güzel bir söz söylüyorsa bu, dinleyenin dinlemesinden, anlamasından ileri gelir." Mevlana.

Kadınlar Yılmamalı

Topuklu ayakkabılar, etek ve ceketle, şıkıdım şıkıdım yine yollara koyulmuşken, Beşiktaş'tan Balmumcu'ya doğru bir taksiye bindim. Telefonla konuşuyordum yolda, kulak misafiri olmuş taksinin şoförü. Bugün taksisine binen ve iş görüşmesine giden dördüncü kişiymişim, iş değiştirme dönemi mi gelmiş diye sordu. Artık eskisi gibi bir ömür boyu, aynı şirkette çalışılmadığı ve kimsenin kimseye güvenemediğinden bahsettik. Kadınların çalışmasını hiç doğru bulmadığını söyledi.

Kendisi uzun yıllar fabrika işçiliği yapmış, hele işçilik gibi bir iş kadınlara asla uygun değilmiş. "Kadın iş hayatında sömürülüyor, en düşük maaşlara çalıştırılıyor. " dedi.

"Başka işler de yapabilir ama. Bir kadının doktor, öğretmen olmasını istemez misiniz?" dedim.

"Öyle olacaksa olur. Ama daha başka işlerde çalışmasın. İşyerlerindekilere de güvenemezsiniz ki.Siz oraya emanet ediyorsunuz kızınızı, kimbilir neler olur?

"Süründürürsünüz, öyle şeylere cesaret edemez iş verenler artık bugünlerde."

"Büyük yerlerde belki ama. "

"Sizin kızınız var mı?

"Evet var.Onu çalıştırmayacağım. Çalıştırmayacak, bakacak birine vereceğim.Bizim ne annelerimiz çalıştı, ne eşimiz."

"Ama dünya hali bu, ne olacağı belli olmaz. Artık erkeklere de güvenilmiyor ki. Eşinin nasıl biri çıkacağı, ya da ne kadar yaşayacağı ne malum. Belki üç çocukla, kalır ortada, belli mi olur. Mesleği olması, kendi kendisine bakabilmesi çok önemli. Mesela ben tek kızım, başka kardeşim de yok. Ailem beni hep çalışmak üzere yetiştirdi."

"Tek çocuksan tamam, bende üç tane var."

"Niye başkasına yük olsun? Kaç yaşında kızınız?"

"15."

"Bakın ne güzel. Okusun kesin. Hayatta gerçekten ne olacağı belli olmuyor."

"Okumaya da niyeti yok ki. Belli etti kendini."

"Mesleki eğitim alsın. Mesela terzilik yapabilir, o zaman sadece kadınlara çalışır."

"Bak o olabilir aslında.Artık geçinmek te zor, eskisi gibi değil."

"Dimi ya. Çalışırsa, o da kazanır. Eve fazla para girmesi kötü mü? Hem artık ev işleri eskisi kadar zaman almıyor. Eskiden çamaşır yıkamak bir gün sürerdi. Kadınların hem evle, hem işle ilgilenmeleri zordu.Şimdi öyle değil ki. Eve kapanırsa, bunalır, sıkılır, sinir hastası olur, tüm gün televizyon izler.Ama bir mesleği olursa, dimdik durur. "

"Teknik resim eğitimi almasını isterim aslında. Hem evden de çalışır."

"Ya, çok güzel olur."

İkna edebildim mi, kafasında bazı soru işaretleri oluşturabildim mi, bilmiyorum; ama umuyorum.

Gittiğim iş görüşmesinde bahettim biraz durumumdan, deneyim ve eğitimimden; ama daha çok karşımdaki anlattı. Hatta bir ara soruları ben sormaya başladım; "Burayı açmaya nasıl karar verdiniz? Öncesinde ne yapıyordunuz?" Güzel ve bakımlı bir kadındı, ancak çok yorgun ve bezgin görünüyordu; "Aslında bir ay uzaklaşabilseniz, tatil yapsanız, ama cep telefonuna bakmadan; çok iyi geliyor insana."...Mesleki deneyimlerini, anılarını anlatabileceği bir kitap yazabileceğinden bahsetti. Çok iyi olurdu. İş hayatındaki dönme dolaplara da geldi konu sonra; "Evet öyle. Ortam ve insanlar böyle olabilir, ama bu insanı yıldırmamalı. " oldu cevabım.Evet, hiç bir şey yıldırmamalı. Ne kötü insanlar, ne eşitsizlikler, ne haksızlıklar, ne de sömürü.

5 yorum:

Mehmet dedi ki...

İlginç bi diyalog olmuş. Taksici mantıklı fikirlere açık görünüyor. Bu yönünü sevdim. Temelde aslında eşini, kızını koruma, ezdirmeme duygusuyla hareket ediyor. Bu da olumlu sayılır...

arzu dedi ki...

en önemli koruma, insanı tek başına, dünyada zarar görmeden ayakta kalabilecek şekilde yetiştirmek bana göre. korunmaya alıştırmak, asalak yetiştirmekten başka bir şey değil.
dediğiniz gibi en azından direk red etmedi, inşalah ikna olmuştur okutmaya ve çalıştırmaya. biraz kızın da yapısı önemli, eğer tembelliğe meğilliyse erkenden evlenip, evinin hanımı olur.

beenmaya dedi ki...

tam da içimden geçeni söylemişsin yorum cevabında. bana sanki biraz da babanın anlattıklarından kızın da tembelliğe, hazıra, kendisine zaten yüklenmiş olan evin kızı konumundan evin hanımı konumuna sorgusuz sualsiz isteyerek geçesi varmış gibi geldi...

arzu dedi ki...

kolay tabi evde oturmak. bugünlerimden biliyorum :)

çalışmak demek, anlaşamadığın insanlarla bir arada olmayı öğrenmek, kendi egonu denetim altına almak, erken kalkmak, yorulmak, sıkıntılara katlanmak demek. babasının küçük kızı, eşinin ona bağımlı karısı olmak tüm bu zorlukların dışında bir hayat vaad etse de, Mel Gibson'ın işkence sahnesinde bağırdığı gibi "ÖZGÜRLÜK" diye haykırmak gelmekte içimden. konfor karşılığında özgürlük verilir mi ya...

beenmaya dedi ki...

sanmam ama sen bağırarak bir dene istersen. ben de buradan eşlik ederim sana zaten çok uzakda değiliz :))