Çok sevdiğimiz bir arkadaşımızı, ilişkilerde hemen atlamaması, önce karşısındakini tanıması için ikna etmeye çalışıyorduk. Sürekli birileriyle beraber oluyor, ama sayılarının fazla olduğunu asla kabul etmiyor, sorunu da hep onlara yüklüyordu. Her seferinde onun yanlış bir şey yaptığını veya dediğini iddia ediyor ve ilişki başlar başlamaz sona eriyordu. Kimi bitmeden, kimi biter bitmez yeni biriyle görüşmeye başlıyordu bile."Dur biraz. Hemen birlikte olma. Birbirinizi tanıyın."
"Erkekler avcıdır. Tek istediği seninle yatmak zaten. Birbirinizi nesneleştiriyorsunuz. İlk geceden birlikte olma."
"Zaten ilk gece yapmıyorum ki."
"Evet, ikinci gece yapıyorsun."
"Uff o dedikleriniz eskide kaldı. Artık öyle değiller.Anlamıyorsunuz."
Yaşı ellilerinde olan arkadaşımızın dudağı hafiften aşağıya kaymaya başlamıştı.
"Senin zarar görmeni istemiyorum. Yaparlar, sonra da orospu yerine koyarlar."
"Hem biraz beklerseniz, karşılıklı merak edersiniz birbirinizi, daha hoş olur."
"Amaaan siz kendize bakın. Bana yanlış yaptığımı söylüyorsunuz.Siz kuruyorsunuz yaa."
Öğüt verme, karşındakine "sen kendi popona bak" demek hakkı yaratıyor. Oysa herkes kendince haklı. Öğütse dünyanın en saçma şeyi, diyalog katili, eşitliğin düşmanı. Bir tarafı ööööğretmen hanım konumuna taşırken, diğerini yıllar öncesine, kara tahta önüne döndürüveriyor. Hep neyin doğru, neyin yanlış olduğunu nereden biliyoruz? Yaşamlar zaten bunu göstermek için değil mi? Zamanla gelmiyor mu insanın aklı başına? Yanılsamalarla, mitlerle geçip gitmiyor mu yaşamlarımız?
Mit 1
"Erkekler avcıdır. Avlamak ve daha sonra yeni tatlara bakmak ister."
Kadınlar değil mi? Kadınları av yapan binlerce yıldır süregelen erkek egemen kültür olmasın? Belki kadın da her erkeğin tadına bakmak istiyordur. Bir sürü erkekle seviştikten sonra seçimini yapmak?...
Ama kadın oyalamalı, zaman kazanmalı, bu arada kendini sevdirmeli, değerli kılmalı ve saygın olmalı. Hem şanslıysa, biri çıkıp, onunla evleniverir de. Böylelikle mutsuzluk yuvası izdivaçların birisinin daha temeli atılır.
Mit 2
Günümüzde gençler daha çağdaş. Karşısındaki insanın değerini verip, vermemesine endekslemiyor.
Gençlerde bir değişim başlamış olabilir ama ülkemizdeki erkeklerin büyük bir çoğunluğu, kendisiyle hemen yatan kadınlardan hoşlanmıyor. Hatta çok kolay oldu diye üzülmüyorsa neyim. Gerçi bunu kafaya taktıklarını da sanmıyorum. Deneyimlerini yazan kadınların bloglarını okuyup, onlarla kontağı koparmamaları ve açık fikirli yorumlar yazmaları tamamen ağzının suyu akmaca. Belki kendisine de verir diye.
Mit 3
Erkekler güçlü kadınlardan korkuyor.
Anne aramıyorlar mı? Sığınacakları, danışacakları, kendilerini sarıp sarmalayacak, çok iyi olacak, hiç bir şeyden yılmayacak, sahip olmadıkları gücü onlara verecek...
Aslında hiç bir şey kurala bağlanmamalı. Bilimum yeşilçam filmleri bir dönem kadınların kafasını, bekaretlerinden evlenmeden oldularsa, artık yaşamaya haklarının olmadığıyla doldurup durmadı mı? Kadın bedeni iktidarların ve beyin avcılarının, yani erkek egemen bir toplumun hedefiydi. Kimbilir ne kompleksler, ne iktidarsızlıklar kadınları tek erkeğe mahkum etti? Hala ediyor. Hala namus genç kızların sağa sola kayan bakışlarına ve zarın tekine endeksleniyor. Kız kardeşlerini katledenler, Türkiye'nin en güvenilir kişisi, kimbilir kaç erkek eskitmiş Seda Sayan'dan imza almak için birbirlerini ezmiyor mu?
İbre ters tarafa kayıyor ve artık zengin ve güçlü kadınları yanlarında güzel vücutlu, hoş sesli, genç erkeklerle görüyoruz televizyon ekranlarında. Dünyada Demi Moore, bizde Bülent Ersoy...
Av-avcı oyunu sürüp gidiyor. Kimileri, benim de içinde olduğum grup duygulara, aşka tutkun. Yıllarca uzaktan sevebilir bile, sözlere dökmeden. Ama bu sevgi midir, aşk mıdır yoksa oyun mu? Bir rol yüklenir karşındakine, gözleri, yüzünün ifadesi, konuşması herşeyiyle müthiştir. Dokunulmaz, çünkü dokunulduğunda, sırtını dönüp uyumasından, çayını höpürdetmesine; doğumgünlerini unutmasından, saçının dökülmesine herşeyine takılacağı bilinir. Av platonik takılan mıdır, onun ilgisini çeken midir bilinmez. Sadece biraz deşilince, sevgi bunun neresinde diye görüverir insan kendisini gerçeğin çırılçıplak aynasında. Yok, paylaşmadan sevgi olmaz.
Kimileri bedene vurgun. Hemen oynaş, koklaş, birbirini tüket. Niyet ortada, biri olmazsa, öteki olur. Hiç bir değeri yoktur insan olarak.
Oysa tanımak bir başkasını, zaman ister, emek ister, sabır ister. Sadece verilen emek ve zaman, kalbini açmak karşındakine korkusuzca alma ve verme, avlama ve avlanma döngüsünden çıkarır insanı dışarı.
Yoksa oyalan dur, yeni yüzler, yeni bedenler.
Hep aynı sözler. Birlikte bira içmeler, berabere ve solo şarkılar...
Hayat tükensin, tüketsin.


11 yorum:
İlişkiler karmaşık şeyler..İnsanın bazen eylemleriyle, içerden içerden istediği şey bir olmuyor. Bu yüzden biz bu iç sesi -dış sesi eşleyemediğimizden midir nedir, hep karşı cinste hata bulur dururuz..
Her zaman 3.kişi olarak, ilişkiye çok müdahil olmamayı isterim.Zira bunlardan çok başım yandı..İnsan diğer yarısını araya dursun, aslında önüne gelenler bir sınav.. Ve hepsi birşey öğretiyor insana.. Ne istemediğini, ne istediğini gösteriyor belki, belki bir sonrakine hazırlıyor, sorgulatıyor.. Daha da ilginci, karşısına henüz çıkmayan sevgili ya da ilişki hayalleri bile biraz kendini göstermiyor mu insana aynadaki aksini...Avcı olan biz, hep kendimizi avlıyoruz aslında...
:) çok güzel demişsin. insanın kendini bulma arzusu demek ki bu kısır döngü.
Oscar Abi´ni tavsiyeler ile ilgili güzel bir sözü ile baslamak isterim :)
The only thing to do with good advice is to pass it on. It is never of any use to oneself.
Gelelim postingine :), erkekler zamparadir, kadinlar degildir olayi sanirim coktan bitti. Kadinlarin kafasinda her zamam kesin bir amac olduguna inaniyorum, hicbir kadin plansiz hareket etmez :).
Yanliz cagimizda söyle bir sorun var sanirim, kadinlarin cogu bagimsiz, güclü , hükmeden kisiliklerinin altinda tam tersi özelliklere sahipler. Biranda akillari allak bullak olabiliyor, kiskanclik krizlerine girip aslinda ne kadar bagimli oldugunu da dogruluyor, ilgiyi üzerinde tutabilmek icin her türlü yola basvuruyorlar, aci cekmek "cool" oliyor bir anda.
Brajeshwari´nin söz ettigi insanin yarisini bulma olayi da kisiler aslinda en cok hirpalayacak olan iliskiler.
Bu konuyla ilgili comment yazma degil yeni blog acilir valla :D
Ama bir gercek var, erkekler kisa dönemde cinsellige oynarken, kadin tarafida bu oyunda cok da direnmeden yerini aliyor. O zaman kadinlar ya bunu anlamayacak kadar saf ya da "hayir" dedi evet dercesine :D
sevgiler,
TD
kadınların da, erkeklerin de saf olmadıkları kesin. ama doğru bildikleri yanlış olmalı ki, dünya bu halde.kadın erkek ilişkileri facia, kadın kadın ilişkileri kanlı bıçaklı, erkek erkek ilişkileri bol dumanlı.
Freud'dan bahsetmeden geçemeyeceğim.Erkek spermlerini dağıtma odaklı yaşarken, kadın yaşamı boyunca belli sayıda yumurta ürettiği için -seçici davranıyor..Bu yüzden kadınların, ilişkiye duygusal bakması, merkezlerinden ayrılarak kıskançlık krizlerinden, ağlamalara kadar giden uzantı tamamen birazda hormanlarla ilgili..Yine de kadınların hesapçı olmadığını söyleyemem buna rağmen..Çok kadın biliyorum hesaplarına hayret ettiğim..
Benim anlatmak istediğim aslında hep kendi merkezimizde kalarak, ilişki içinde kendimizi tanımaya yönelik bir aynalıktı.Çünkü seçtiğimiz eşler, bize en iyi karmalık görevini yaparlar..
bu konuda gerçekten çok söylenecek şey var...Kitaplar yazsa, bloglar oluşturulsa da bitmez..
geleceği hesaplarken anı yaşamayı unutuyor erteliyor....
uygun anı beklerken yolun sonu geliyor.
gününü değerlendir. bak uçup gidiyor
ben paralel tercih ediyorum :)
doğru diyorsun sahiden...
bak herkes aynı kanıya varmış.
sen inat ediyosun.
olmuyo bak.
https://www.blogger.com/comment.g?blogID=4977052083106034348&postID=4015022524584997845&page=1&isPopup=true
"geçmişe ve geleceğe dikkatimizi dağıtıp durmayalım,
anı yaşayalım lütfen diyorsunuz yani bravo :)
hayat neden güzeldir?
her anı süprizlerle doludur da ondan.
ben de süpizleri severim zaten :)"
suyun akışına paralel paralel bi yaşam ha?
sahiden:)
ölü ozanlar derneğini ilk izlediğimde, heryere yazmıştım. "carpe diem" "anı yaşa" "seize the day".
sanki üç dilde yazsam daha iyi anlayacakmışım gibi. kesinlikle katılıp, hala uygulayamıyorum ya. ne yapayım ben bu kendimi?
merhaba,bu konuya bir yorum ben yapmak isterim,bence duygusuz yaşanan ilişkiler sağlıklı olamaz aşk ve hissiyat yoksa sağlıklı yürümez benim gözlemlediğim basit ilişkiler sırf cinsellik yaşananlar tabiki ömrüde kısa oluyor,bir ozan şöyle demiş ne yaşarsan kar kalıyor diyor önemli olan kiminle yaşadığın ve birbirinizi hak edebiliyormusunuz.his olmayan olmadan yaşananlar anılarda bile hatırlanmıyor unutuluyor aşkla olan ilişkiler asla unutulmaz.özgürlük kavramını çok yanlış yorumluyoruz ve yanlış yapıyoruz sonrada hatalara düşüp ah of diyoruz.kendi düşün ağlamaz bile bile lades demektir,bunalımlara iyi günler arzu hanım...
Yorum Gönder