Dün akşam bir vakıf yemeğine katıldım. Havuz başında, hoş bir ortamdı, ama bir paşazade işlerini tamamlayamadığı için tek başınaydım. Alışığım bilimum sosyal ortamlara yalnız katılmaya. Beni yuvarlak bir masaya oturtular. Bir grup bey geldi, 70, 80'lerde yaşları. Birisi çok ünlü bir fizik profesörü, Quantum fiziği üzerine kitapları var. İsim ve sima olarak tanıyordum, kalkıp yanına gidip, elini sıktım. Ayağa kalkınca diğerleriyle de tek tek tanıştım. Sohbet seviyesi çok iyiydi, zaten bilgiye taparım. Anlattıklarını ağzı açık dinledim. Gece ilerlediğinde, beylerden birisi çok nazik; kadınların kimse için kalkmaması gerektiğini söyledi. "Hocan, öğretmenin olur, saygıdan kalkarsın, ama o kadar" dedi.Önce bana özel mesaj olarak almasam da, sonra küçük bir ders vermiş olduğunu anladım. Amca nereden bilsin uzun zamandır masaya garsonu hep benim çağırdığımı, randevulara dolmuşa atlayıp gittiğimi, her seferinde hesabı paylaşmayı teklif ettiğimi.
Çevreme baktım, zarif bayanlar, çoğunun eşi var. Üzerimde gri saten gömlek, altında gri kumaş pantolon, bir kravatım eksik. Gerçi büyük kırmızı küpeler ve kırmızı rujla dengelediğimi düşünmüştüm ama, diğer bayanlar ya mini etekli, ya da straplez elbiselilerdi. Saçlar kabartılmış, makyajlar yapılmış. Neşeyle, cilveyle dans ediyorlardı. Masadaki beyler kibarlıktan beni de dansa kaldırmayı teklif ettiler, ama içimden pek gelmedi pistte salınmak. Gençlerden uzaktan kesen bayağı oldu yine her zamanki gibi, ama yaklaşmadı hiç biri.
Kadın olmak... Ne özel bir durum. Özen gösterilen, kollanan. Öyle ki, kimsenin ayağına gitmeyeceksin, masada kalkmayacaksın, erkekler yol verecek, sigaranı yakacak falan. Acaba bu kurallar artık topyekün kalktı mı? Evde bir davet verdiğimde eli boş gelen herifler, arabası olduğu halde bir zahmet eve bırakmayanlar, "senin için herşeyi yaparım" diyip, hep ayağına çağıranlar... Bunlar insana kadın olduğunu unutturuyor. Ya da ben çok çirkinleştim yıllarla birlikte. Aslında gerçek erkek; çirkin güzel bakmadan, her kadına aynı zerafetle davranır. Ve her kadın hayran kalmak ister karşısındaki erkeğe; gücünü hisstmek ister. Hesabı öderken, "bu karı da verir mi, boşa para harcamayayım" düşüncelerini okumak istemez bön bakan gözlerden.
Erkeklerin de "niye hep biz ödeyelim, ilgi gösterelim" dediklerini biliyorum. Ama ben eski adetleri seviyorum sanırım. Yeniler erkekçe gelmiyor.
Bir yandan tek başıma ayakta durmak ve her işimin sorumluluğunu üstlenmeyi seviyorum. Klasik güçlü kadın sendromu. Diğer yandan ilgilenilmek, el üstünde tutulmak istiyorum. Galiba her kadında olan bir şey sanırım bu. Güvenmek, bir erkeğin omuzuna yaslanmak ve onun yanında hiç bir şey düşünmemek.Bu zayıflıktan değil, çünkü kadınların çok güçlü olduğunu biliyorum. Ama dişiliğinin, güzelliğinin, ruhunun yansımasını görme ihtiyacından olabilir.
Yansıma, aslında aradığımız bu.
VEDA
-
sen;
kalabalığım, tekbaşınalığım, sonsuz çelişkim
yeniyetme asiliğim, kadın endişem, çocuk yanım, adam yüreğim
yakınken uzak, uzakken yakın olduğum
bitmemiş...
1 gün önce


16 yorum:
Bir yandan tek başıma ayakta durmak ve her işimin sorumluluğunu üstlenmeyi seviyorum.
doğru olan bu.
güven gibi ihtiyaçlar sanırım kolay değişmiyor. geceleri yalnız kaldığında düşünüyor insan eksik hissediyor kendini.
her şeye rağmen güçlü kadın olmak, bağımsızlığını yaşamak...
ama doğru olan bu.
en güzeli bu.
Yazı içerisinde dikkatimi çeken ilk nokta $u bahsedilen; yol vermeler, eve bırakmalar vs.. Biz bunları nezaket kuralları olduğu için öğrenmedik mi ?
E peki ne alakası var kar$ıda ki bayanın güzellik ya da çirkinliği ile? Yoksa bu kavramlar artık sadece bayanları tavlama taktikleri olarak mı görülüyor? Muhtemelen böyle.. Yazık..
hani denir ya kadınlar anlaşılmaz varlıklardır diye acaba bu iki ayrı duruma dair hani ikisinden de vazgeçmeden ikisini de istediğimize dair doğru sinyalleri veremeyen zaman zaman biz miyiz diye düşünüyorum bazen...
Buğra'ya katılıyorum.
Kanunlara bile uymakta zorlanan bir ülkenin vatandaşları elbette hırbolaşmakla insanlıktan uzaklaşmaya başlıyorlar yavaş yavaş. Nezaket kuralları durduramıyor insanların bencilliklerini. Nezaket kuralları, adab-ı muaşeret, topluluğa uygun biçimde davranabilme nezaketi minnacık bencilce özgürlükler uğruna görmezlikten geliniyor. Ne uğruna, ayılaşma uğruna. En şık kıyafetli, en pahalı kokuları sürmüş beyefendiler de ayılaşıyorar elbette. Kaçınılması mümkün olmayan biçimde. SOnuta neler kaybedildiğinin hesabını bile yapmaktan aciz biçimde. :)))
Yazını okuyunca birkaç ay once yazdığım bir yazıdan cümleler aklıma geldi Arzu... Aslında benzer özellikler taşıyor şöyle bir bakınca. Beklediğim özellikleri yazarken neler demişim bak:
"Kendimden üstün görmediğim hiçbir erkeğe saygı besleyemem. Kesinlikle zekası yüksek olsun. Laf cambazlığını çok iyi yapsın. Genel kültürü ve belli fikirleri olsun. Ezmeden, bana bilmediğim şeylerden bahsetsin. Hayallerimi gerçekleştirmeme yardımcı olsun. Desteklesin fikirleri ile, varsa doğru bildiğim yanlışlarımı düzeltsin. Ama bu benim doğrularımı kabul edeceksin şeklinde olmasın.
Kapsasın beni, sarsın, sarmalasın, uzakta da olsa yanımda olduğunu hissettirsin. Sahiplensin, Bilsin ki "korunmaya muhtaç olmak ya da ehlileştirilmek" değil bu. Bir başkasına bedenin ve kalbinle güvenip, teslim olmak. Bilsin ki ben zaten güçlüyüm aslında. Birçok olayda, durumda soğukkanlı ve dirençliyim. onunum, biliyim ki benim olsun."
Küçük incelikler insana düşünüldüğünü önem verildiğini hissettiriyor. İnsan hem güçlü hemde zarif olamazmı, zarif olup kendisine eski usül davranılsın isteyemezmi, walla ben istiyorum. Mesela şimdi birlikte çalıştığım patronum acaip kibar bir adam ve çok hoş davranışları ama çevredeki insanlar sana kesin asılıyorda ondan diyor, nasıl ayıp değilmi zihniyet bununla sınırlı işte....
"Kadın olmak... Ne özel bir durum. Özen gösterilen, kollanan.
Öyle ki, kimsenin ayağına gitmeyeceksin, masada kalkmayacaksın, erkekler yol verecek, sigaranı yakacak falan.
Acaba bu kurallar artık topyekün kalktı mı? "
kalkmadı...
rahat ol.
:)
Arzu ve Efsa...
Ne güzel yazmışsınız... Ben de istiyorum, kim ne derse desin benimle ilgilenilsin, düşünülsün her şeyim bir bebekmişçesine... Ben de en az "en az" benim kadar güçlü, kudretli bir adam istiyorum aynı Efsa'nın dediği gibi... O'nun olayım, o da benim olsun... Kırmadan, kısıtlamadan, sormadan...
kesinlikle cesetizleri. zaten hiç bir ilişki ihtiyaçtan başlamamalı. tek başına da birey olup, birlikte olabilmek özel ve güzel olan.
bugra ve abi bunları yapmıyorlar bile, onu demek istiyorum.
bence anlaşılmaz değiliz beenmaya. anlamamak işlerine geliyor.
acı dimi vladimir...
efsa kadınların dili olmuşsun.
pelince asılıp, asılmadığını bilmiyorum, ama senin kendisine hayran kalmanı istiyor muhtemelen.
I hope so absolom.
aslan burcusun didemcim. ilgi ama daha da fazla ilgi. buluruz inşallah aradığımızı.ama bu gidişle Mevla'yı bile bulmak daha kolay olabilir.
kendimi okudum sanki..
iki ucta da insan bulmak mumkun. ama denge en onemlisi. nasil artik cep telefonsuz yasanmiyorsa, zamanin her konuda degistigini de kabul etmek lazim. eski kurallar tabi sana hos o zaman kadinlar ohhh otursun erkek herseyi yapsin. ama o zamanlar kadinlar evinde oturur, evinin hayatini yasar, erkek hot dedi mi susarlarmis. simdiki kadinlar nasil ozgurse, hak sahibiyse, cikip istedigi yerde geziyorsa, bunun da bir bedeli olmali.
nezaket kadin erkek olarak ayrilmaz. erkek tabiki kapi tutacak ama kadin da yapacak. ben ozgur ve guclu kadin severim, bilmek isterim ki ben cimrilik yapacak olsam o sak diye "seni mi cekecegim ya" diyip parasini verip kalkar gider. o kadina ben zaten odetmem. ama bunun "erkeklikle" bir alakasi yok.
bugun kadinlar eger degisip rest cekebiliyorsa, o zaman erkeklerin de degisip "e o zaman buyur sen de goster kendini, herseyi bekleme" deme hakki vardir.
yine de, nezaketle bunlari karistirmamak lazim. erkek kadin ayrimi olmadan... bence yani.
ua, bence kadın adamı beğenmediğinde,çekip parayı ödüyor, çünkü içten ona borçlu kalmak istemiyor (eğer yiyici bir tip değilse) diğer türlü genlerimize kazınmış, güçlü ve kendisini koruyacak bir erkek arıyor.günümüzde de güç para.
bazı kadınlar şu anda resti çekme gücüne sahip.ama sorun şu ki, erkekler de modernleşmeyle birlikte erkekliklerinden, güçlerinden kaybettiler.çoğu için ha o kadın, ha öteki, hiçbiri için çaba harcamaya değmez. sonuç hayal kırıklığına uğrayan kadınlar ve oğlan çocukları oldu.
diğer yandan sana katılıyorum. güçlü bir kadının kimseye yaslanmaya ihtiyacı yok. böylesini beğenen erkek olduğunu duymak ta hoş. bu kadın da bir erkekle olduğunda, sadece onun için onunla ve yemeğini ısmarlatıyorsa da, beğendiğini gösteriyor.
ya bayan yemegini ismarlatiosa begendigini gosterio. ne guzel :))) allah razi olsun ya o bayandan :) ama sakin COK COK asik olmasin allah muhafaza paramiz yetmeyebilir.............
yaptigin olanlar kadinlar ve oglan cocuklarina oluyor cok talihsiz bir genelleme. erkeklerin birsey kaybettigi yok, sadece kadinlarla dengeler yaklasiyor. bunu da kadinlar istiyor. ama inan bana ki ac haberleri ordan bile anlarsin cok arastirmaya gerek yok, en az kadinlar da erkekler kadar suclu bu konuda.
ayrica sunu unutmayalim, aldatan her erkek icin aldatacak bir kadin mutlaka var demektir. adam gidip baska adamlarla aldatmiyor ya :)) aldatma olur birini birakip digerine gitmek olur, orasi detay.
sevgiler!!
maalesef kadınlar arasında genelde birlik yok.yani birinin kocasıyla olan kadın düşünmüyor, eşi öğrenirse çok üzülecek, güveni zedelenecek, belki de hayatı çarpılacak.hep adamın hayatından çok bezdiğini, kendisine aşık olarak hayata döndüğünü vs sanıyor.oysa 3 gün sonra terk edilmeyeceği ne malum?
her şeyde sevgi temel olsa ilişkiler de bu kadar sakat olmaz. para konuları da bu kadar göze batmaz.
Ben sanki aynı anda çikolatalarıda yiyeyim aynı zamanda kurabiyede olsun. Şekerliktekilerde benim dokunmayın hali sezdim. Mazhar Alansonun "Sen Neymişsin Be Abi" şarkısıda fonda çalıyor hissine kapıldım. Sevgili UA ya katılmamak elde değil. nezaketin dişisi erkeği yok. Ve olmazda . Ben Arzu hanımak sormak isterim "Kapı" testini ve "Dans" testini bilirmi ?. Uygulansa kaç hanım bu testten geçer acep diye de düşünmekten kendimi alamıyorum.
Saygıyla.
Yorum Gönder