En başa dönmek istiyorum. Suyun, meyvanın parasız olduğu zamanlara. Kumsalın en güzel yerinden denize girmek için ücret ödemek gerekmediği. Oturduğun ev için, çevre için, doğalgaz, elektirik için çalışılmadığı.Sadece yaşamak için, köle gibi hiç sevmedikleri işyerlerine gitmek zorunda kalmasa insanlar her gün. Yüzüne bile bakmak istemedileri patronlarına sevimli görünmek için çabalamasalar. Sevmediği bir adamın koynuna girmese hiç bir kadın sırf geliri yok diye.
İnsan bu dünyadaki en yüce varlık değil midir? Allah'ın suretinde yaratılmamış mıdır? Öyleyse ne bu değersizlik?
Dünya nimetlerine birileri el koyup, yüksek fiyatlarla insanlara satma hakkını nasıl kendilerinde görebildiler ve herkes buna nasıl izin verdi? Hükmetme hakkını kendilerinde nasıl bulabildiler?
Bilmem sizin de canınızı sıkıyor mu bu durum? Dünyanın dengesinin anormal şekilde bozuk olduğu hiç dikkatinizi çekti mi? Herşey, ama herşey bizleri değersizleştirmeye mi yönelik? İşyerleri, her an işi kaybetme korkusu, iş bulamama korkusu, başka kadınların daha zayıf ve daha güzel olmaları, sanki şu yaşam sadece Angelina Jolie ve Brad Pitt'in hakkı. Ya da kendine harem kuran Berlusconi'nin, gemi satın alan başbakan oğullarının, alkışlarla omuzlara alınan, üç gün sonra yüzlerin bakılmayacak genç futbolcuların.
Her ay ortalama olarak cep telefonuna 100, doğalgaza bahar aylarında 100, kışın 350, internete 50, 60 vb. elektiriğinden, suyuna dünyanın parasını ödemek te; neredeyse sokağa ayak bastı vergisinin alınıyor olmasından da gına geldi. Durum böyleyken, şirketlerin emeğin karşılığı ödemek istedikleri paraların azlığından da.
Ne medyanın bombardımanı altında kalmak istiyorum artık, ne de dünya nimetlerini birilerinin gasp etmelerini.
Bu çarpık hayat düzeninin oluşturduğu stresten hasta olup, tamamen insanları sömürme üzerine kurulu sağlık ticareti çarkının bir parçası da olmak istemiyorum.
Her dakika korkutulup; güne gencecik, masum kızın testereyle boğazının kesilmesiyle başlayıp, yanan çocuklarla devam ediyoruz. Çareyi sigorta şirketlerine koştumakta, bireyel emekliliklerde, kapıya bacıya güvenlik alarmları taktırmakta arıyoruz.
Bazıları da muskalardan, üfürükçülerden, şeyhlerden medet umuyor.
Bizler Allah'ın halifeleriysek; bunlar yakışıyor mu bize?
Eğer uzun yaşarsam bu dünyada ne yapacağım konusunda en ufak bir fikrim kalmadı.
Gerçekten bu dünyaya faydalı bir şey yapmak istiyorsak, parayı yok edelim. Herkes birbirinin eşit olsun. Herşey herkesin olsun.
Ne dersiniz yapabilir miyiz? Yoksa herkes konfora feci halde alıştı mı?


6 yorum:
arzu, bahsettiğin şey devrime giriyor ki adamdan kan alırlar kan. biz zamanında ucundan denemiştik ordan biliyorum.
bence 2tür devrim var, diğerlerinin hepsi hazırlık.
birincisi parayı yok etmek.
ikincisi nirvana.
tabi en iyisi yukarıdakilerin sırasını değiştirmek.aydılanan insan tüm felaketlerdeki güzelliği de görür, mutlu mesut dolaşı, çevresini de ışıldatır zaten.
ağlaya ağlaya ölecez be...
farkede farkede.
ve hiç bir şey değişmeyecek.
en acısı da bu zaten.
bana kötüye doğru değişim var gibi geliyor. eski eserlere bakıyorum, ne güzel yazmışlar, ne güzel düşünmüşler. sanki beyinlerimiz artık eskisi gibi işlemiyor. sohbet azalıyor.böyle eleştirip durmak kolayı tabi. ekonomik kriz, mutsuzluk, yabancılaşma aldı başını gidiyor, değişmezsek abi dediğin gibi ağlaya ağlaya ölürüz.
Zeitgeist ve Zeitgeist Addendum'u seyret o zaman:)
izledim, izlemez miyim...tek kendi aileni koru, insanlık önemli değil diyen manyaklar tarafından yönetiliyoruz.
Yorum Gönder