Arzu Pınar Demirel

arzudemirel@headlinebpr.com

Bir Çerkez Gözünden Suriyeli Mülteciler

Leave a Comment

Suriyeli mültecilere karşı olanları duydukça, içim burkulmuyor dersem yalan olur. Belki de empati yapıyorum; sonuçta hem anne, hem de baba tarafımdan Çerkezim. Çerkezler de Rusya'dan sürüldüklerinde, Türkiye'ye gelmişlerdi. Ben vatansız olmanın ne olduğunu birebir yaşamadım. Kendi evimden, ülkemden gönderilmedim.Bizim evde de bu konular fazla konuşulmaz; siyasi alanlarda etliye, sütlüye karışılmazdı. Yaşamımızla ilgili dikkatimi çeken tek farklılık; babamın yerleştiğimiz her evin küçük bir bölümünü mutlaka kilere çevirmesiydi. Paylaşmayı, vermeyi, dostlarla, akrabalarla birlikte yemeyi, içmeyi çok severdi. Bu cömertlikle birlikte; her an her şey olabilir, kıtlık başlayabilir, elimizde avucumuzda hiç bir şey kalmayabilir gibi, saklamak, biriktirmek, temkinli ve tutumlu olmanın tezatlığıyla iç içeydik. O kiler hayatımızda hep oldu ve dikkatimi çeken tek farklılığımız da buydu.

Tarihçi bir arkadaşımla sohbet etmiştik; yaşama biçimimin tipik Çerkez olduğunu söylediğinde şaşırmıştım.Herkes gibi değil miydim? Annemin muhteşem yemekleri ve küçükken gittiğim Çerkez düğünleri dışında (bir de şu kiler) herhangi bir farklılık hissetmemiştim oysa. Sonuçta Türküm, Türkiye'de doğdum. Annenanemin de, dedemin de babası Çanakkale Savaşı'nda savaştılar.Birisi şehit, diğeri gazi oldu. Bu ülkede yaşadık, bu ülke için savaştık.

Şimdi Suriyelileri ülkelerinde kalmayıp; savaştan kaçmakla suçluyorlar. Oysa ülkemizdeki Suriyelilerin  %80-85'ini kadın ve çocuklar oluşturuyor. (K: The UN Refugee Agency, 2015 verileri.) Savaşabilecek, geriye %15 kalıyor, onlar da kaçtı mı, ailelerini mi korumak istedi, başlarına ne geldi; bilmeden, saldırılıyorlar. Herhangi bir bilgiye dayanmadan, sosyal medyada infaz başlatılıyor. Bu yorumları yazanların kaçının savaş gördüğünü de merak ediyorum.

Bu tutumumuzla aslında Avrupalılar'dan farklı değiliz. ''Biz çalıştık, biz vergi ödüyoruz. Bu Suriyelilere maaş bağlanıyor'' diye isyandalar. Oylarıyla iktidara taşıdıkları yöneticilerin, Ortadoğu politikalarının bumerang misali geri döneceğini, kendi hayatlarını da etkileyeceğini hiç düşünmemiş gibiler. Bizde de işsizlik oranları paylaşılıp; ''Suriyeliler mi işe alınacak'' diye sorulsa da; ekonomiden daha çok hırsızlık ve şiddet vakalarından endişeliyiz. Dile kolay, pek de takdir etmediğimiz bir kültürden 3 milyon kişi şu anda, bizimle beraber. Dilimizi konuşamıyorlar, işsizler, ağırlıklı eğitimsizler. (Eğitimlileri Almanya'nın aldığına dayanarak, öyle yazdım. Yoksa eğitim oranıyla ilgili bir veri elimde yok.) En zor şartlarda yaşadıkları halde, doğum kontrolünden de bir haber; çoğalıyorlar sürekli. Endişelenenleri anlıyorum. Ancak onlar da canlarının istediklerinden dolayı, her şeylerini geride bırakarak, gelmediler. Pek çoğu ülkemizde de kalmak istemiyor, Avrupa'ya göçmek istiyorlar. Kırmızı tşörtlü çocukların karaya vurduğu, o motorlar ondan dolayı tıka basa dolu. Canlarını da tehlikeye atarak; yaşayabilecekleri, geleceklerinin olabileceği bir ülkeye gitmeye çalışıyorlar.

Suriyeliler Türkiye'de mülteci olarak da kabul edilmiyor bu arada.Resmi statüleri sığınmacı. Türkiye Avrupa'dan gelenleri mülteci olarak kabul ediyor; Suriyelileri değil. Şimdi vatandaşlığa alınmaları gündeme geldi; ancak yasalarımız o kadar da serbest değil. 5 yıl Türkiye'de yaşamak, Türkçe konuşmak, iyi ahlaklı olmak gibi çeşitli kriterler aranıyor.  Endişeliyiz anlıyorum.Sokakların dilencilerle dolmasından, hırsızlıklarından,  zorbalıklarından, kendi kültürleriyle bizi geriye çekmelerinden... Ancak unutmamalı; hayatları tehlikede.Ve insan hayatı her şeyden kıymetlidir.

İngiltere'de yapılan son referandumda ''Türkler AB'ye girebilir, buraya gelebilir'' reklamlarıyla oy topladıklarını biliyorsunuz değil mi? Bu Avrupalılar bizi neden aralarında istemiyor diye düşündünüz mü hiç? Neyimiz onları rahatsız ediyor? Pis miyiz, ahlaksız mıyız, kavgacı mıyız? Bizim de beğenilmediğimiz, istenmediğimiz, küçük ve hor görüldüğümüz üzerinde hiç durmuyoruz. Sanki bir Avrupalı gibi, üstten bakar bir biçimde, ''nereye giderlerse gitsinler,  ölsünler, bize ne, Suriyeli istemiyoruz'' diyoruz. Bence bu tutum bize hiç yakışmıyor. Üstümüzde eğreti duruyor. İnsanca değil, şefkatli değil; vicdanlı hiç değil.

O tarihçi arkadaşımdan öğrenip, şaşırdığım diğer bir bilgi de; Çerkezlere ilk geldiklerinde, ikinci sınıf insan, hatta köle gibi davranılmış olduğuydu. Ancak Çerkezlerin en önemli özelliklerinden birisi uyumlu olmaları. Ne kendi kimliklerini kaybediyorlar, ne de bulundukları toplumu rahatsız ediyorlar. (Bazen uyumlu olmayı öğrenmek için Çerkez bir aileye doğduğumu ve iletişim becerilerimi geliştirebilmek için de iletişimci olduğumu düşünürüm. Ancak Çerkezler de kavim kavim. Anne tarafım Ubıhlar, en savaşçı kavmi Çerkezlerin.Bende bu özellik ağır basıyor.) Neyse konumuz benim nasıl olduğum değil;  barış içinde nasıl yaşayabileceğimiz.

Şimdi okuduğum haberlerden Suriyelilerin de uyumlu davranmaları ve kargaşa çıkarmamak için özellikle dikkatli olmaları gerektiğini anlıyorum. İnsanlar zaten Suriyelilere karşı; en ufak bir olayda; çok büyük bir tepki olabilir.Daha içimizde Türk-Kürt, Alevi-Sünni birlikteliğini sağlayamamışken; çeşitlilik sorunumuza Suriyeliler de eklendi. Belki zamanla aileler çocuklarının Suriyelilerle aynı okula gitmesini istemeyecek, Suriyelilerle evlenmeye karşı çıkılacak, şiddetli olaylar yaşanacak. Ya da silkelenip, kendimize gelecek ve tüm dünyaya insanlık dersi vereceğiz.Farklılıklarımızı zenginliğe dönüştürerek; birlikte yaşamanın bir yolunu bulacağız.Ben yapabileceğimize inanıyorum.

Next PostSonraki Kayıt Previous PostÖnceki Kayıt Ana Sayfa

0 yorum: