YENİ ÜNVAN, YENİ BEN


İşinizde iyiyseniz ve yıllar içinde, üstlerinizin de güvenini kazandıysanız; şirket içinde bir fırsat olduğunda terfi için değerlendirilme olasılığınız yüksek. Özellikle de insanlarla ilişkilerinizi akıllıca yönetmiş ve bir takım oyuncusu izlenimi de bıraktıysanız.  Ancak gözden kaçan konu; ne işinizde gösterdiğiniz yüksek performansın, ne de insanlarla iyi ilişkiler kurmanızın, yeni pozisyonunuzda yeterli olamayabileceği. Özellikle ekip yönetimi, şirket temsili gibi konuların daha farklı yetkinlikler de gerektirdiği… Ben bunu ilk kez bir departmanı yönetmeye başladığımda, ne kadar hazırlıksız olduğumu gördüğümde, birebir deneyimleyerek, anladım. Öncesinde bana rapor eden, az sayıda kişi olmuştu. İşimin tüm süreçlerinin yönetiminde de tecrübe kazanmıştım. Ancak bir departmanın başına geçmenin, aynı bölümden başkalarının değil de, sizin terfi etmenizin, gözlerin üzerinizde olmasının ne kadar stres oluşturabileceğini öngörememiştim. Aslında o güne kadar yönetimle ilgili herhangi bir eğitim de almamıştım. Koçluk, mentorluk gibi hizmetler de, bugünkü kadar yaygın değildi. Özetle kendi yağımızla kavruluyorduk. O dönemi başarıyla atlatabildiğimi söyleyemeyeceğim. Bir süre sonra, çok sevdiğim işimden ayrılmış,  daha küçük bir departmanı yönetmek üzere, başka bir şirkete geçmiştim. Yeni pozisyonumda, birebir Genel Müdür’e rapor ediyordum. O da yurt dışı, özellikle de Amerika’da geliştirilen yönetim akımlarını çok yakından takip ediyor; sürekli kitaplar tavsiye ediyordu. Böylece sadece kendi önüme ve işime bakarken; benim de dikkatim uluslararası boyuta çevrilmiş oldu. İşlerim yolunda gitse de; bir yönetici olarak insanlarla yaşadığım sıkıntılar, farklı biçimler alarak, devam ediyordu. Ya böyle sürecekti, ya da ben eksikliklerimi kabul edip, kolları sıvayacaktım. Ben de radikal bir karar aldım. İş hayatında 15 yılı geride bırakmışken; ara verip, yeniden okula dönmek üzere, Amerika’ya uçtum. Yönetim ve liderlik diyince,  (biraz da Genel Müdürümün etkisiyle) merkezin Amerika olduğunu düşündüm. Aslında Internet üzerinden de, çeşitli eğitimlere  katılabiliyorsunuz. Yani günümüzde, gelişmek için, mutlaka işi bırakıp, okula gitmek zorunda değilsiniz. Ancak ben hem İngilizcemi çok iyi bir seviyeye getirmek, hem de uluslararası bir ortamda, vizyonumu da geliştirmek istiyordum. New York Üniversitesi’nde liderlik ve yönetim pratikleriyle ilgili sertifika programına yazıldım. Aynı okulda koçluk eğitimi aldım ve kaldığım süre boyunca, çeşitli kurslara katıldım. Eğer çalışma hayatındayken, bu bilgilere sahip olsaydım, ne kadar farklı adımlar atabileceğimi de anladım. Özellikle de terfi dönemlerinin ne kadar hassas olduğunu; hem ön hazırlık, hem de rehberlik gerektirdiğini görebildim. Bu bilgilerin ışında, neleri farklı yapardım?
Farklı olarak yapacağım ilk şey;  bir mentorla çalışmaya başlamak olurdu. Bilmediğim yeni bir alanda, daha tecrübeli birisinin aklından ve deneyimlerinden faydalanmak, stresle tek başına baş etmeye çalışmak yerine, ortamı net olarak değerlendirerek, bilginin ışığıyla ilerlemek daha akıllıca olurdu.
İkinci olarak; kendimi yöneticiliğe, çok daha erkenden hazırlamaya başlardım. Aslında artık şirketler de, yönetici geliştirme programları uyguluyor. Çalışanlarına kendilerini, yetkinliklerini geliştirebilecekleri güzel ortamlar, dijital platformlar ve eğitimler sunuyor. Ancak işin sorumluluğunu sadece şirketlere bırakamayız. Her insanın kendi gelişimi ve kariyerinden de sorumlu olduğunu düşünüyorum. Hedeflerimi önceden belirler, ihtiyaç duyabileceğim yönetim eğitimlerine yatırım yapardım. Kendinize yatırım yapmanız, özgüveninizin göstergesi olduğundan dolayı da çok önemli. Eğer siz kendinize inanmazsanız, başkaları neden inansın?
Terfi ettiğimde, bir üst yöneticimle  görüşmek ister; yeni pozisyonumda  performansımın nasıl değerlendirileceğini, benden neler beklediğini açık açık sorardım. İnsanlar bu konularda, her zaman proaktif davranmayabiliyorlar. Ancak yine şirkete ve üstlere sorumluluğu yıkmadan; yönetimi ele almanın gerektiği bir konu. Böyle yaparak, yöneticinizin alanına girmiş olmuyorsunuz. Yoğun iş programı arasında atlayabilir, öncelikleri arasında olmayabilir, sizin bilebileceğinizi farz edebilir. Ancak yılın sonunda, farklı kulvarlarda olduğunuzu anlamaktansa, ilk baştan bilgi talep etmek, işinizi oldukça kolaylaştırır.
İnsanların duygu durumlarını kafaya takmazdım. Terfi dönemlerinde kıskançlıklar, arkanızdan konuşmalar, çeşitli kaprislerle karşılaşabiliyorsunuz. Hiç birini şahsi algılamamalısınız. Güç, dikkat ve enerjinizi performans ve işinize odaklamanız gerekiyor. Bu, olumsuz durumları görmezden geleceğiniz veya insan ilişkilerini göz ardı edeceğiniz anlamına gelmiyor. Ancak negatif duygular içinde olan kişilerin, sizi yıpratmasına da yol açmamalısınız. Onlar da kendi duygu durumlarından sorumlular. Çatışma yönetimi ve duygusal zeka eğitimleri, sizi bu gibi durumları yönetmeye hazırlar.
Nasıl bir yönetici olacağınızın sinyallerini ilk dönem veriyor.  ”Zamanla değişir” gibi bir yaklaşımda olmak da, sizi desteklemediğini düşündüğünüz birisini işten çıkarmak da; doğru davranışlar değil. Adaleti merkezde tutacağınız bir yönetim modeli geliştirmenin tam zamanı. Terfi ettiğinize göre, performansınızla göz doldurmuşsunuz demektir. Şimdi, yönetici olduğunuzda, insanların güvenini kazanmanız da sizden bekleniyor. Bunu da ”doğru” ve  ”adil”  bir kişi olarak becerebilirsiniz.
Networking’e devam. Yeni görevle birlikte, iş ve sorumlulukların artması; hem özel hayattan, hem de katılınan çeşitli etkinliklerden zaman çalabiliyor. İşiniz başınızdan aşkınken, networkinge zaman ayırmak, çok anlamsız gelse de; yurt dışında üzerinde durulan bir konu. Hem motive ve güçlü çalışabilmeniz için; özel hayatınızı çok iyi organize ederek, kendinizi iyi hissedeceğiniz şeyleri yapmalısınız. Spor, sevdiklerinizle birlikte zaman geçirmek vb… Hem de gelişiminize ve kariyerinize yatırım yapmaya devam etmelisiniz. Sizi canlı ve aranılır tutan şeylerin başında da; belli ortamlarda sıkışıp kalmamak, yeni kişi ve fikirlerle beslenmek ve vizyonunu genişletmek geliyor.

YENİ ÜNVAN, YENİ BEN YENİ ÜNVAN, YENİ BEN Reviewed by Arzu Pınar on Ağustos 05, 2017 Rating: 5

Hiç yorum yok