Arzu Pınar Demirel

arzudemirel@headlinebpr.com

İş Aramak Başlı Başına Bir İş

4 comments

Yaş 35'i geçip, 40'a yaklaşırken iş hayatına ara verip, yurt dışına gitmek riskli bir karar gibi görünebilir. Eğitim ya da başka nedenlerden dolayı belli bir süre iş dünyasından uzaklaşıyorsanız, en akıllıca yol döndüğünüzde başlayabileceğiniz bir işle ilgili bağlantıyı önceden kurmuş olmanız. Diğer türlü sonrasında iş aramak, ne zaman bulabileceğini bilememek stres yaratabilir.

Ben bunu göze almıştım. Daha önce yurt dışında yaşama fırsatım olmamıştı. Okurken çalışmaya başlamış, sonrasında iş kolik olup, orta yaşa gelince de hayatı sorgulamaya başlamıştım. Dolayısıyla ara vermenin, kendini geliştirmenin, dünyayı görmenin, yepyeni genç arkadaşlar edinmenin tam sırasıydı. Amerika'yla İngiltere arasında bir süre kararsız kaldıktan sonra; New York'a gittim. Önce dil kursuna yazıldım, sonra da New York Üniversitesi'nde liderlik okudum. Çok güzel bir deneyimdi ve bu aranın hayatımda verdiğim en doğru kararlardan birisi olduğunu düşünüyorum.

Giderken kararlıydım. Eğitimden sonra Türkiye'ye dönecek, kariyerime devam edecektim. Tecrübeliydim, bu aranın nedenini de anlatabilirdim. Bir kaç ay içinde iyi bir iş bulur, eski hayatıma daha iyi bir İngilizce ve pek çok yeni fikirle geri dönerim diye düşünüyordum.

Döndüğümde iş görüşmelerine çağrılmakta bir sorun yaşamadım. Red edildiklerim de oldu, teklif aldıklarım da. Sorun tekliflerin önceki maaşlarımın neredeyse üçte biri civarında olmasıydı. Bir pozisyonda el sıkışsak bile teklif bir düşük pozisyondan yapılıyor, son andaki değişikliklerin nedenini bile anlayamıyordum.

İletişimciydim ve mesleğimden geçimimi sağlamasından öte keyif de alıyordum.Gireceğim işin tatmin etmesi, yöneticilik yanının olması, yetki verilmesi ve yeniliklere açık bir ortamının olması da önemliydi. Dolayısıyla iş arama sürecim uzadı, iş bulsam da, anlaşamadık. Bu hikayenin sonu ''kendin için en doğru yeri bulamıyorsan, o zaman sen oluştur'' diyerek; iletişim danışmanlığı şirketi kurmam oldu. Bu kararı verene kadar; Türkiye'ye dönmüş olmanın çok büyük bir hata olduğunu düşünüyordum. Şimdi kendi işimle ilgili koşturuyor ve harika bir ekibi bir araya getirmeye çalışıyorum. Girişimciliğin doğru bir karar olup olmadığını da zaman gösterecek.

Bu arada  profesyonel bir iş arayıcı olarak çevreme yön göstermeye başladım.Tanışmadığım headhunter herhalde kalmadı, cevaplamadığım soru ve girmediğim test te. Dolayısıyla şimdi iş arayan arkadaşlarıma yardımcı oluyorum. Ancak bunun ötesinde de değer katmak gerek. İletişimci olarak iş ararken yaşadığım en büyük zorluklardan birisi mesleğimizin pek bilinmeyişi oldu. Kurumsal İletişimciler için beklenen portre genelde prezantabl, CEO'yla iyi geçinecek, gazeteci çevresi olan birisi. Pazarlama İletişimciler için sosyal medyadan anlasın ancak görüşmecilerin çoğu anlamadığı için bileni bilmeyenden  nasıl ayırt edecekler? Dolayısıyla hem mesleğimizi tanıtmak, hem de donanımlı iletişimcilerin doğru yerlere yerleşmelerine yardımcı olmaya ihtiyaç duyuluyor. Bununla ilgili güzel planlarım var, ancak şu aşamada iş arayanlarla kendi deneyimlerimden aldığım notları paylaşmak istiyorum. Bunlar mutlak doğrular değildir, benim kendimce bir kenara yazdıklarım. Sizlere faydası olursa ne mutlu bana.

- Her şeyden önce sabırlı olun ve hiç bir görüşmenin, bekletilmenin ve red cevabının moralinizi bozmasına izin vermeyin. ''Harikasınız'' ve sizin için en uygun işi, koşulları ve ortamı arıyorsunuz.

- İş arama stratejisi oluşturabilirsiniz. Hedeflerinizi belirleyip, kendi üzerinizde çalışıp, size yardımcı olabilecek kişilerin ve yapılacakların listesini oluşturmak; pasif bir şekilde iş ilanlarını takip etmekten daha çok işe yarayabilir.

- İş görüşmesinden önce mutlaka hazırlık yapın.Bu  sadece giyimine, görünümüne özen göstermek değil, ciddi anlamda zaman ayırmak demek. Hem kendinize dönerek şu klasik ''en güçlü ve zayıf yanların, 5 yıllık kalkınma planların, en başarılı işlerin, en büyük hatan'' vb. konularında gerçek cevaplarınızı oluşturmak. Hem de şirketi, sektörünü, sizin oraya katabileceklerinizi araştırarak; herkesin vereceği cevaplardan farklı, vizyonunuzu göstebileceğiniz ön görüler elde etmek.

Bu aşamada o işin ne kadar ilginizi çektiğini de anlıyorsunuz aslında. Heyecanla mı araştırıyorsunuz, web sitesine bakmak bile canınızın sıkılmasına yetti mi?

- Maaş skalasını da araştırabilirsiniz. Michael Page ücret araştırmasını yayınlıyor. (Verdiğim link satış pazarlama pozisyonları için. Finans, HR diye de ayrı ayrı mevcut.)

- İş dünyasında sizden daha tecrübeli, yönetici yakınlarınız varsa onlardan, sizle bakış açılarını paylaşmalarını isteyebilirsiniz. Bazen bizim çok önemli sandığımız; bir patronun, üst düzey yöneticinin ya da sizi işe alacak üstün açısından çok büyük bir değer taşımayabilir. Kendinizi farklı gösterin demiyorum, ancak bir çalışan portresi olarak; nelerin daha ön plana çıkarılabileceği, sizi hangi özelliklerinizin farklılaştırabileceğini düşünebilirsiniz. Bunun için başkalarından da akıl alabilirsiniz.

- Karşınızdaki kişi yetkin değilse iş görüşmesinin sorumluluğunu siz üstlenin. Yukarıda iletişimle ilgili verdiğim örnekteki gibiyse durum; işinizle ilgili bilgili değil veya sürekli gelen çağrılardan size odaklanamıyor, profesyonel bir görüşme sürecini yönetemiyorsa, pes etmeyin. Anlayabileceği dilden örnekler verin. Çok basit yanlış anlamalardan dolayı sizi elemesine izin vermeyin.O kişi şirket kültürünü birebir yansıtabilir, yansıtmayadabilir.Orada çalışmak isteyip, istemediğinize araştırarak karar verirsiniz sonra.

- Görüşmede geriliyor veya bu sürecin baştan sona yanlış olduğunu düşünüyorsanız, bakış açınızı değiştirmeye çalışın. Sıkıntınız hissedilebilir, çok hızlı konuşup, oradan bir an önce uzaklaşmak isteyebilirsiniz. Bir yandan para kazanmanız lazım diye düşünürken, bilinç altınız iş fırsatlarını sabote etmeniz doğrultusunda işliyor olabilir.''Görüşme de ne ki yeni biriyle tanışacağım, yeni bir ortam, bakalım güzel olabilir'' gibi argumanlarla  veya sizi ne rahatlatacaksa onunla gerginliğinizi azaltmaya çalışabilirsiniz.

- Kişilik testlerinde kendi cevapları yerine doğru olduğunu düşündüklerini vermeye çalışanlar veya zekasıyla yönlendirme yapabileceğine inananlar ortaya çıkıyor.Bunun tekniklerini oluşturmuşlar.

- İşsiz kalmışsanız, bu dönem yaratıcı ve verimli geçirmeniz için bir fırsat aynı zamanda. Elinizin diğerlerinden daha zayıf olduğunu düşünebilirsiniz, ancak onlarda olmayan dünyadaki en değerli şeylerden biri de sizde: Zaman. Trendleri takip edebilir, networking etkinliklerine katılabilir, yeni bir beceri kazanabilir, pek çok şey yapabilirsiniz. Dolayısıyla işsizlikte, işli olmak çok önemli.

- Eğer böyle dönemlerde freelance çalışıyor veya danışmanlık yapıyorsanız, yanınızda kartvizitiniz olsun, görüşmede isteyebilirler.

- İşe ara vermiş, nitelikli kadınları iş hayatına kazandırmak için Yeniden Biz kuruldu. Bağlantıya geçebilirsiniz.   http://www.yenidenbiz.com/

- Niş alanlara yönelebilirsiniz. Örneğin ekonomistsiniz ve o dönemde sağlık ekonomistine ihtiyaç duyuluyor.Sizin de ilginiz varsa, bir alana odaklanmak akıllıca bir tutum.

- Görünür olmak da fayda sağlayabilir.Fırsatınız olursa ilgilendiğiniz firmanın sponsor olduğu veya düzenlediği etkinliklere katılmak, yöneticilerinin sunumlarını dinlemek, orada çalışan tanıdıklarla görüşmek çevrelerine yaklaşmanıza yardımcı olabilir.

Bu süreçte öğrendiğim en önemli şey kendimi başkalarının gözünden görmenin beni hiç bir yere ulaştırmayacağı oldu. Doğru cevapları verebilecek, kurum kültürüne uygun bir profil sergileyecek kıvama ulaşmıştım. Ancak ben bendim ve olduğumdan farklı davranmak istemiyordum artık. Seçilip  seçilmemem  de değerimi gösteren bir şey değildi.

''Faturalarımı ödemem lazım'' argumanının kaçış olduğunu, gerçek anlamda sorumluluk almanın kariyerini akıllıca planlamak değil, mutlu olacağın hayatı kurgulamak olduğunu anladım.

Tercihim girişimcilikten yana oldu.En doğrusu bu demiyorum. Kimisi için büyük, sistemli yapılarda çalışmak daha doğru olabilir, kimisi Kobiler'i geliştirebilir, kimisi de en iyi performansını kendi işinde gösterebilir. Önemli olan kendi oyununuzu sizin kurmanız. Kariyerlerimiz şirketlerin yaşam süresinden daha uzun artık. Bu yolda zaman zaman yıpratılıyor, kendimize güvenimiz zedeleniyor, zorlanıyor, ayağımız kaydırılıyor, hatalar yapıyor, pes ediyor veya tekrar tekrar düştüğümüz yerden kalkıp, yola devam ediyoruz.

Bizler her birimiz, kendi hikayelerimizi yazıyoruz. Ve bu hikayelerin her biri özel, her biri değerli.

Değerinizin farkında olmanız, başarılı görüşmeler, güzel iş fırsatları; en önemlisi  ''harika'' hayatlar dileklerimle.



Next PostSonraki Kayıt Previous PostÖnceki Kayıt Ana Sayfa

4 yorum:

Handan dedi ki...

Ne güzel bir yazı olmuş bu Arzucum. Söylediklerinde çok haklısın.

Secil's Style dedi ki...

büyük ilgiyle sonuna kadar okudum.
yüreğinize sağlık
seçil

Arzu Pınar Demirel dedi ki...

Teşekkür ederim.

Benden Bizden dedi ki...

Harika bilgiler, paylaştığınız için çok teşekkürler. Yeniden biz'i inceleyeceğim.
Sevgiler..