Arzu Pınar Demirel

arzudemirel@headlinebpr.com

Seçimlere, sözlere, tesirlere dikkat

3 comments

Çevrenizdeki insanların sizi nasıl gördüklerini düşündünüz mü? Sizi sıcak gülümsemenizle mi hatırlıyorlar; ya da dertli, mutsuz yüz ifadenizle mi? Hayatlarındaki yeriniz, rolünüz nasıl? Sizi gördüklerinde taze bir esinti gibi içleri mi açılıyor? Birlikte daha fazla zaman geçirmek istiyor, size doyamıyorlar mı? Ya da çocukluk arkadaşınız artık sizinle görüşmek istemiyor, komşularınız yakınmalarınızdan bıkmış, çocuklarınız odalarına mı kapanıyor? Hepsinin kendine göre makul sebepleri vardır. Zaten hayat artık o kadar hızlı ki; insanın insana ayıracak vakti yok. Günde 8-10 saat çalışmalı.Büyük şehirde yaşıyorsa, günün 2 saati deyolda geçer. Interneti, televizyon dizileri derken geriye zaman kalmıyor. Belki de beraberliğinizden tat almıyorlardır, kim bilir...

İnsan yakınlarıyla bağlarını kolay kolay koparıp, atamıyor. Ailesinden uzaklaşamıyor, karşındakini kırmaktan çekinebildiği gibi, menfaat açısından da bazı ilişkilerini sürdürüyor. Belki siz de onlardan birisiniz. Her gördüğünüzde kendinizi güçsüz, demoralize hissettiğiniz birileri var hayatınızda. Sizi sürekli eleştiren, ancak bunu sizin iyiliğiniz için yaptığını söyleyen, hayatın sürekli kötü yanlarını gören, hiç dağılmayacak gibi duran bir olumsuzluk bulutu içinde yaşayan. Örneğin iş arıyorsunuzdur, ''kimsenin işinden ayrılmadığını ve pozisyon açılmadığını'' söyler. Herkes torpillidir, yükselenler o konumları hak etmiyorlardır, kimse iş bilmiyordur ona göre. Bekarsanız doğru erkek yoktur, evliyseniz eşiniz sizi kesin aldatıyordur, kanser vakaları artmıştır, ülke batmıştır, 3-5 kilo fazlanız vardır ve siz çoktan obez olmuşsunuzdur. Tanıdık geliyor mu bu senaryo?

Eğer görüşmezseniz böyle biriyle, bencil ve vefasızlıkla suçlanırsınız.Patronunuz ve iş arkadaşlarınız böyle kişiliklere sahipse, ya etkilenmemeyi öğrenecek, ya da iş değiştireceksiniz. Kulaklarınızı kapayacak, dediklerini üzerinize almayacak, belki de bir uzman yardımı alacaksınız. Açık iletişimi seçip, söyleseniz de nasıl hissettirdiklerini inanmazlar, sizin bir sorununuz olduğunu düşünürler. Şimdi aynayı ters tarafa çevirelim. Belki siz de böyle birisiniz. Umutsuz, huysuz, mutsuz...

Kimileri kaderci...Nereden geldiğimiz, nereye gittiğimiz, nasıl biri olduğumuz belli. Oysa ben hem irade sahibi olduğumuza, hem de seçimlerin gücüne inanıyorum. Aynı şartlar altında doğsa da insanlar birbirinden çok farklı olabiliyorlar. Kimileri olumsuzlukla baş etmeyi öğreniyor, çaba sarf ediyor.Hem kendi hayatını yola sokuyor, hem de başkalarına ışık tutuyor. Kimileri başkalarının enerjileriyle beslenmeye çalışıp, sömürücü bir hayat sürüyorlar.

Siz kim olmayı seçeceksiniz?

Hiç bir başkasının hayatına nasıl dokunduğunuzu düşündünüz mü? Onun zamanını mı çalıyorsunuz? Parasından, konumundan, çevresinden, bedeninden mi faydalanıyorsunu? Ona verdiğiniz etkilerle hayatını sürekli dibe mi çekiyorsunuz? Ve  söyleneduran yalanla ''aslında onun iyiliğini mi istiyorsunuz?" Kim çocuklarının hayatını mahfetmeyi ister ki? Ancak çoğunlukla anne babaların yol açtığı travmalar sonucu gidiyor insanlar psikologa. Bunlar hakkında düşündükçe sorumlu yaşamın tanımı bende daha netleşmeye başladı.Bir hocam ''çiçeğe, böceğe, karıncaya dahi zarar vermeyeceksiniz'' derdi. Başka bir hocam bilge bir adamın yolun ortasındaki taşı kaldırıp, kenara okşyarak koymasındaki zerafeti anlatırdı.Taş maddenin en katı hali olmasına rağmen, tesirler ona bile işliyor. Bir de insanı düşünün. Sözlerin o insana nasıl işlediğini, ruh haline, geleceğine etkilerini... O yüzden olumsuzluğa kapıldığınızda çok dikkatli olun. Belki de hiç istemeden, yakın olmak istediğiniz, önemsediğiniz birine sadece mutsuzluk veriyor olabilirsiniz. Onu kaybedebilirsiniz, artık sizinle olmak istemeyebilir.

Fotoğraf Audrey Hepburn'un. Gülümsemesi her zaman içimi ısıtmıştır, zarafeti de. Audrey Hepburn şöyle demiş: ''Beni güldüren insanları severim.Dürüstçe söylemek gerekirse en çok hoşlandığım şey gülmektir.Hastalıkları iyileştirir.Bir insandaki herhalde en önemli şeydir.''
Apple ile hayatımızı geliştiren Steve Jobs'ta hep kendisinden daha zeki insanlarla bir arada olduğunu söylemiş. ''Üzüm üzüme baka baka kararır'' derler ya bizde, ne kadar doğru.

Kimsenin içini karartmamak için bizler de dikkatli olalım. Şimdi aklıma başka bir soru daha geldi.Benim için hayatta en önemli şey ne ve kimlerle olmak istiyorum? Cevabı bulduğumda, sizlerle paylaşacağım. Siz biliyorsanız, bana yazar mısınız lütfen.

Günleriniz güzel insanlarla, sımsıcak, harika geçsin.

Next PostSonraki Kayıt Previous PostÖnceki Kayıt Ana Sayfa

3 yorum:

Oytunla Hayat dedi ki...

Ne de güzel yazmışsın...
Negatif olan ve yükleyen insanlardan uzak duruyorum artık...
Hiç mi bişeyden şikayet etmez insan diye düşünmüyor değilim...

Hepimizin kendine göre derdi var, endişeleri var, korkuları var...
Ama bağıra bağıra üstüne eklemeye gerek yok...
Gülümseyebilmeli her daim diye düşünüyorum

Sevgiler

Benden Bizden dedi ki...

Bana kendimi iyi hissettiren, gelişmeye açık yönlerimi bana hissettiren ve gösteren, benden daha üst bilinç düzeyinde yaşayan insanlarla birlikte olmaya hep niyet ediyorum. Tabi her zaman böyleleri çıkmıyor insanın karşısına. Ama çıkınca da bırakmıyorum peşlerini :) İçimde hep mutlu, daha doğrusu neşeli bir kaynağı canlı tutmaya çalışıyorum, dışarıda her ne olursa olsun.. Bu aralar ihtiyacım olan ise vizyoner insanların varlığı.. Ne güzel yazmışsın, döktüm ben de içimi :)

Arzu Pınar dedi ki...

Teşekkür ederim. Aslında diğerlerinin de hakkını yememek gerek. Değerli olanın kıymetini anlamamızı sağladılar.