Arzu Pınar Demirel

arzudemirel@headlinebpr.com

Kazananlar

2 comments


Ne zamandır kazananlarla ilgili gözlemlerimi paylaşacağım bir yazı yazmak istiyorum.Bu yazıyı zamanını ve enerjisini çalışmak yerine olumsuz, insanı yerinde saydıran işlere ve düşüncelere ayıranlar okumasın. Bulundukları noktada kalmak isteyen, etraflarını da kendileriyle birlikte dibe çekmek isteyenler de okumasın. Çünkü gerek okuduğum kitaplardan öğrendiğim, gerekse birlikte çalışma fırsatı bulduğum başarılı yöneticilerde gözlemlediğim, insanlara yarayan ve yaramayan bazı davranış kalıpları var. Bilimsel bir çalışmaya dayanmadığından genelleyemem ancak inanıyorum ve kendim uygulamaya çalışacağım. Umarım size de faydası olur.

- Olumlu konuşuyorlar. Gandhi'nin şu sözlerinin öneminin ve gerçekliğinin farkındalar:

Söylediklerinize dikkat edin, düşüncelerinize dönüşür,
Düşüncelerinize dikkat edin, duygularınıza dönüşür,
Duygularınıza dikkat edin, davranışlarınıza dönüşür,
Davranşlarınıza dikkat edin, alışkanlıklarınıza dönüşür,
Alışkanlıklarınıza dikkat edin, değerlerinize dönüşür,
Değerlerinize dikkat edin, karakterinize dönüşür,
Karakterinize dikkat edin, kaderinize dönüşür.

- Vizyonları, yüksek hedefleri, o hedeflere ulaşmaları için eylem planları ve stratejileri var.

- Yapılması gerekenleri o an yapıyorlar, hiçbir işi ertelemiyorlar.

- Hiçbirinde 'kurban' söylemi yok.''Bana bunu yaptılar, böyle yaptılar, hayat çok zor, zavallı ben'' gibi insanı aşağıya çeken girdaplara kapılmıyorlar.Geçmişe takılmıyorlar.Ders çıkarıyor, benlik duygularına zarar vermiyor ve devam ediyorlar.

- Malcolm Gladwell'e göre bir işte başarılı olmak için 10 bin saatlik sıkı çalışma gerekiyor. Kazananlar dışarıdan çok şanslı görülseler de aslında fırsatları kaçırmıyorlar, risk alıyor ve çok çalışıyorlar.

- Başarılı kişilerin çoğu ciddi anlamda ve düzenli spor yapıyor. Örneğin her sabah beşte kalkıp, buz gibi havada koştuklarından bahseden pek çok işadamı var.Bu insana disiplin kazandırdığı gibi, kendi kendini denetim altına almasını ve güçlü hissetmesini de sağlıyor.

- Genellikle güne erken başlıyorlar. Fazla uyumuyorlar. Zamanı verimli kullanıyorlar.Dakikler.

- Hangi konumda olurlarsa olsunlar, öğrenmeye devam ediyorlar.

- Insanlar tarafından kolaylıkla yönlendirilemiyorlar. Manipule edilemiyorlar.

- Insan ilişkilerine önem veriyorlar, ancak enerjilerini düşürebilecek kimseyle zaman kaybetmiyorlar.

- Gereksiz yere ve çok konuşmuyorlar.

- Enerjilerini hedeflerine yönlendiriyorlar. Odaklanıyorlar.

- Einstein ''Sorunlar onları yaratanların mantığı ile çözümlenemez'' diyor.Farklı bakmayı başarabiliyorlar.
Sorun değil, fırsat görüyorlar.

- ''Herşeyi ben bilirim'' diyenler değil, doğru ekip kuranlar kazanıyor.

- Hırslılar. (Bizim kültürümüzde hırs olumsuzluk çağrıştırır, böyle algılanmayan kültürler de var.

- Kolay vazgeçmiyorlar.

- Savaşçılar.

- Sosyal sorumluluk tarafları gelişmiş. Topluma bir şeyler vermeye çalışıyorlar. (Bereket vermekle çoğalır.)

- En önemlisi korkmuyorlar. Korksalar bile korkularına hakim olmayı başarıyorlar.

- Kendi yazgılarını oluşturmanın tüm sorumluluğunu üstleniyorlar.

Maaselef herşey zıddıyla var. Kazananların olmaları, bazılarının da kaybettiği anlamına geliyor. Bizim için maddi, manevi kazanmanın tanımı ne olursa olsun, hayatımızın her anının sürekli zaferle geçmesi mümkün değildir. Yenilgiler öğreticidir, insanları daha başarılı olmaya hazırlar. Başarılı işadamlarını, sporcuları, sanatçıları hep en parlak dönemlerinde görüyoruz. Sanıyoruz ki, onlar şanslı biz değil. Hayat onlara gülüyor, bize sırtını dönüyor. Belki onlar geceler boyu çalışıyor, didiniyor; biz mışıl mışıl uyuyoruz. Nasıl bir bedel ödediler, bilmiyoruz ki.

Geçmişlerini de görmezden geliyoruz. Kazanan olmadan önce kendilerini nasıl yetiştirdiler? Kaç kere yenilgiye uğradılar? Neler yaşadılar ve nasıl baş ettiler.

Mandela ırkçılığa karşı mücadelesinden dolayı 27 yıl hapiste yattı.Bizim için 27 yıl sözden, sayıdan ibaret. Şartlarını, o dar hücreden dimdik duran bir lider olarak çıktığını çok azımız düşünüyor.

Atatürk 24 yaşında tutuklandı, 25 yaşında sürgüne gönderildi.30 yaşında işsiz bırakıldı, 38 yaşında Savunma Bakanı tarafından görevinden alındı.39 yaşında idam kararı çıkarıldı. Bu yıllar boyunca kazanan-kaybeden tanımından hangisine daha yakındı?

Hayatı bir bütün olarak görmek, asla yılmamak, fırsatları iyi değerlendirmek; geri çekilmek, durmak gerektiğinde de şartları hırsla değil olgunlukla karşılamak ve bu dönemlerin de geçici olduğunu bilmek, hedeften şaşmamak çok önemli.

Kazanan - kaybeden ikileminin ötesinin de olduğunu düşünüyorum. Zaferin de, yenilginin de insan için bir olduğu. Dücane Cündioğlu öyle bir anlayışa erişmek için kayıpların şart olduğunu söylüyor. Insanın iktidarını kaybetmesinin, dişil yani sezgisel yönünün ortaya çıkması için zemin hazırlayacağını. Benim için gerçek kazananlar bu safhadan da geçenler. Çünkü onlar herşeyin geçici, kırılgan ve değişken olduğunun farkına varabilirler. Büyük güçler alçakgönüllülükle, hoşgörüyle yönetilmeli. Aksi halde paranının, mevkiinin, gücün kölesi olur insan.Özgür insan gerçek kazanandır.

Next PostSonraki Kayıt Previous PostÖnceki Kayıt Ana Sayfa

2 yorum:

Adsız dedi ki...

çok yerinde tespitlerde bulunmuşsunuz.Elde kalem ,not ettim.Bu aralar ne kadar kendime acıdığımı fark ettim.Buna kurban söylemi denildiğini bilmiyordum.Korkmuyorlar maddesi çok düşündürdü beni.Korkmamaları için bir korunak hazırlıyor olmalılar.Ya da üzerinde düşünmüyorlar bile...
İyiki yazmışsınız.

Arzu dedi ki...

tesekkur ederim. korunmakta bile bir temkin var. insan ustu olduklarini sanmiyorum. kendilerini denetleyebiliyorlar. yani korksalar da, bunun esiri olmadan ilerliyorlar. yoksa suruden ayrilamazlardi.