Arzu Pınar Demirel

arzudemirel@headlinebpr.com

Yönetim için notlar

5 comments
Komşum aradı geçende. Evine temizliğe gelen kadınla tartışmış. ''Hakaret etmedim, fazla da kızmadım, sadece eksik yaptıklarını söyledim. İşi bıraktı. Onu çok kırmışım, ağladı'' dedi. Tavsiye edebileceğim birinin olup olmadığını sordu. Bu konuda yalnız değil, pek çok arkadaşım da sürekli zorluklarlar yaşıyor. Sonuçtan memnun kalmıyorlar, kadınların iş yapmak istemediklerini söylüyorlar, ihtiyaçları var, bırakamıyorlar. Ben de çeşitli kişilerle çalıştım. Bir saat banyoya kapanıp, kremlerimi süren de oldu; ''öğlen 1'de işim bitti, ben gideyim'' diyen de.Başıma gelen en acı durum babamdan hatıra resmin delinmesiydi.Evde ailemden anı, eski eşya bulundurmuyorum. Sadece büyük, orjinal bir yağlı boya tablo. Salonumuzda asılıydı. Babam karşısına oturur, rahatlamak belki de hayal kurmak istediğinde o resime bakardı.Çok sevdiğini söylerdi manzarasını. Maddi değerini bilmiyorum, manevi olarak benim için paha biçilemez. Ancak delindi. Merdiveni resme dayamış temizlikçi ve sivri köşesi de güzelim resmi kesmiş. Çok üzülmüştüm. Ancak kızsan ne çare? Olan olmuş, üstelik karşında sorumluluğu üstlenmeyen, sen durumu söylediğinde alınan birisi var.

Geçen yıl Amerika'da yönetim ve liderlik eğitimi de aldım, New York Üniversitesi'nde. Ekipleri nasıl yönetirsiniz, onlardan en yüksek performansı nasıl alırsınız, çalışma ve başarma arzusunu nasıl aşılarsınız gibi konularda ders gördüm. Özetle liderlik özellikleri herkeste bulunmuyor.Herkes ilham aşılayan bir lider olamıyor. İyi bir yönetici olabilir, günlük işleri idare edebilir; ancak vizyon, stratejik karar verme yeteneği, cesaret ve güçlü iletişim kurma becerisi sadece liderlere mahsus. Bunda da kişilik ve zekanın yanı sıra eğitim de çok önemli. Özetle her karizmatik insan da iyi lider değil; kendini geliştirmeli, dönüştürmeli.Hayatı, insanları okumalı.

''Gündelikçilerle, liderliğin alakası ne" diye sormaya başladınız mı? Bence çok alakalı.Sonuçta ortada bir iş var ve siz bu iş için birini tutuyorsunuz. Şirketlerde bu daha büyük kapsam için yapılıyor. Ancak problemler benzer. Çalışanların performans sorunları, yöneticilerin kaprisleri, stres, dedikodu. Sömürü ki bu iki taraflı da olabilir. Eğer bir yerden maaş alıyor ve sadece işi yapıyormuş gibiyseniz siz üstlerinizi sömürüyorsunuz. Tüm bu sorunlara yol açmadan, herkesin kendisinin en yüksek potansiyeline ve müthiş iş sonuçlarına ulaşabileceği çalışma ortamına nasıl ulaşılabileceğiydi kafamı kurcalayan.Bunun için ne yapmalıydım?

Aklıma böyle sorular geldiğinde, hayat hemen yardımıma koşar.Bazı cevapları okulda buldum, ya da bir kitapta okudum. Ancak çoğu zaman gündelik hayatta gizlidir cevap. Kedimin yol gösterdiği olur, bir reklamın sloganı gözüme çarpar, ayak üstü laflarken bende ışıklar yanmaya başlar.

Bu konuda da cevap sorunla birlikte geldi. Sorun evimin temizliği için birine ihtiyacım olması ancak ödediğim paranın karşılığını almadığımı düşünmemdi. Sıkıntı ''ay kedin mi var'' sorusuyla başlıyordu. Ev hayvanı istemiyordu Türk temizlikçiler, ancak ben istiyordum. Sabah 9 diye anlaşırdık, 10'da gelirlerdi.İş bitmese de erken çıkmak isterlerdi. Her şeyin temizlik sonrasında yamuk yumuk bırakılması, üstün körü iş yapılması sabrımı bitirmek üzereydi. Neyi yanlış yapıyordum? Hep naziktim, öğle yemekleri hazırlıyor, nelere önem verdiğimi, ne istediğimi tek tek anlatıyor, unutursa diye yazılı liste de bırakıyordum. Bir şey kırılsa ''olabilir, kazadır'' diyor, üzmemek istiyordum. Ücret de gayet iyiydi.Ancak sonuç iyi değildi. Benim temizlikçi tutma aralarım açıldı, ''kapris çekeceğime kendim yaparım'' demeye başladım.

Sonra bir arkadaşımın tavsiyesi üzerine Moldovyalı bir bayanı çağırdım geçende. Sabah tam 8'de geldi, söylediği gibi. Kahvaltı teklif ettim. İstemedi, bir çay içtik birlikte. Söylediğim söylemediğim her yer köşe bucak temizlendi. Hiçbir şey kırılmadı. Kedimden şikayet edilmedi, aksine az tüy dökmesine şaşırdığını söyledi. Eski temizlikçileri kötülemedi, ''evin şurası böyle burası şöyle, hiç temizlenmemiş'' demedi. Hiçbir şey kırılmadı. Ev tersi düzüne gelmiş şekilde bırakılmadı.Her şey yerli yerinde. Sonuç harika. Sürekli gelmesi için anlaştık.Komşumu aradım hemen, tavsiye ettim.Ve bir yönetici olarak şunu not ettim: Sadece açık ve doğru iletişim, nezaket, liderlik yeterli olmuyor. İş adamda bitiyordu. İşi yapmak isteyen kişilerle çalışmalıydım. Bu kulağıma küpe olacak.

Bazı ülkelerde işsizlik sürekli arttı.Yunanistan, İspanya vb.Bazı işlerde örneğin IT gibi, Hindistan sivrildi. CEO pozisyonları için en çok İngilizler öneriliyor. Artık global bir iş gücü var. Kim işi iyi yapıyor, istenilen sonucu veriyorsa işi kapıyor ve sürekli oluyor.Biz Türkler çalışkanız, ancak istediğimizde. Bu da yönetim anlamında zorluklar yaşamamıza neden olabilir. Duygusallığı törpülememiz, sorumluluğu üstlenmemiz ve istenilen sonuca odaklanmamız gerkiyor. Bu da ikinci küpe.
Next PostSonraki Kayıt Previous PostÖnceki Kayıt Ana Sayfa

5 yorum:

ahestebeste dedi ki...

Merhaba Arzu, blogunu raslantı eseri buldum ve bu yazını okudum.
Antalya'da malum, yabancı turist çok, aynı parayı-hatta daha fazlasını belki- verdiğiniz otel yahut tatil köyü-5yıldızlı üstelik-personelinin Türk müşterilere daha az özenli olduğunu gözlemledim.Yine aynı şekilde, yabancı uyruklu fakat Antalya'da yaşayan kişilere gündelik temizliğe giden ve- ben dahil başka arkadaşlarımın referansı ile-bizdeki işi ile yabancıdaki işinin kalitesinin açıkça farklı olduğuna şahit olduğum çok temizlik elemenı gördüm.Acizane söylemek istediğim şu; bizim insanımız, kendi insanına hizmet etmeyi sevmiyor.Olayı iş disiplininden çok özgüven-özsaygı ekseninde bir kayma olarak görüyorum.Sevgilerimle.

Arzu dedi ki...

Teşekkür ederim katkınız için.Doğru söylüyorsunuz.Bu durumda seçimimizi yabancılardan yana yapacağız belli ki.

Arzu dedi ki...

Bir de bu boyutu var tabi. Plastik tabak çanakla yedirenler, gece 11.00e kadar çalıştıranlar. Ben tek bir taraftan bakıp, yazmıştım yazıyı. Radikal'deki Pınar Öğünç'ün de yazısını okumanızı tavsiye ederim.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalYazar&ArticleID=1083332&Yazar=PINAR-OGUNC&CategoryID=97

EMİRE NEUBAUER dedi ki...

BEN DE ARTIK YAŞIM İLERLEMESİNE RAĞMEN OLDUĞU KADAR EVE YARDIMCI ALMAMAĞA ÇALIŞIYORUM.. EVİN TEMİZLİĞİNİ KENDİM YAPSAM BU KADAR YORULMAM BU KADAR SİNİRLERİM BOZULMAZ..... KIZIMIN SÖYLEDİĞİ GİBİ BÜTÜN KABAHAT BİZİM İŞÇİ ÇALIŞTIRMAMIZI BİLMEMEMİZDE YATIYOR.. ÇALIŞANIMIZA ÇOK SAMİMİ, ÇOK İNSANCA DEĞER VERİYORUZ İŞTE BU YÜZDEN İYİ NİYETİMİZ İSTİSMAR EDİLİYOR... EVİMDE BAHÇEDEN ÇALIŞAN İŞÇİNİN ÇALIŞIRKEN SİGARA İÇTİĞİNİ GÖRDÜM- SİGARA İÇERKEN OTUR OĞLUM ,CİĞERLERİNE YAZIK DEDİM.. VE OTURMAĞA BAŞLAYINCA FARKETTİM ADAM BEŞ DAKİKA ÇALIŞIYOR YARIM SAAT OTURUYOR... GENE BİR İŞÇİ ÇALIŞIRKEN ÖKSÜRÜYOR, ONA VİTAMİN HAPLARI İÇİRDİM ,HERGÜN AKŞAM ÇAYININ YANINA TAZE KEK YAPTIM.. 15 GÜN SONRA OĞLUM YAŞINDA ÇOCUK BANA SARKINTILIK YAPMAĞA BAŞLADI... BU İŞLERİN SONUNDADA ÇOK İYİ OLDUĞUM İÇİN KIZIMDAN HEP AZAR İŞİTTİM ... KIZIM ÇOK HAKLI AMA BENDE HAKLIYIM.. KENDİMİ DEĞİŞTİREMİYORUM BU YÜZDENDE BAŞKALARINDAN PARA KARŞILIĞI YARDIM İSTEMEYİ BIRAKTIM.. PARASIZ YARDIM HİÇ Mİ HİÇ ALAMIYORUM NE OLUCAK BİZ DİNOZORLARIN HALİ???....

Arzu Pınar Demirel dedi ki...

Siz kendinizi değiştiremiyorsanız, davranışlarınızın inceliğinden anlayıp, sizi suistimal etmeyecek birilerini bulmanız gerekiyor demek ki. Demesi kolay tabi ki, ancak ben artık böyle yapıyorum. Bulana kadar da arıyorum, çünkü her işi kendimizin yapması da çözüm değil.

Oğlunuz var mı? Belki bahçeceki görevlilerle o da konuşabilir.