Arzu Pınar Demirel

arzudemirel@headlinebpr.com

Göçmenler = Aliens

8 comments
Dün yeni bir kelime öğrendim. Göçmenlere ''aliens'' deniyormuş. Uzay'dan gelen yaratıklara da alien deniyor. Kızılderililer dışında tüm nüfusunun göçmen olduğu bir ülke halkının ''diğerleri'' için yaptığı ilginç bir benzetme değil mi?

Amerika'da Meksika sınırı ve kaçak girenler büyük bir sorun. Hatta ekonomik kriz onlara bile yıkılmaya çalışılıyor. Amerikalılar'dan iş çalmaları, ücretleri aşağıya çekmeleri, vergileri yükseltmeleri gibi sorunlardan dolayı.Vergi konusuna şuradan geliyorlar: Bu göçmenlerin çocukları olduğunda okula gidiyorlar ya, o yüzden bu gibi toplu konularla ilgili olarak Amerikalılar'ın ödediği vergi yükseliyor. Göçmenlerse yasal olmayarak burada ve vergi ödemiyor. Buna da kızılıyor.Onları kaçak çalıştıran Amerikalı patronlardan neden hesap sorulmadığını anlayamadım.Kimsenin yapmak istemedikleri işlerde, sosyal hakları olmadan ve de çok düşük ücret karşılığı çalıştıklarını göz ardı ediyorlar. Ülkeyi sömürdükleri, burada kazandıklarını kendi ülkelerine gönderdikleri ve de Amerika'ya hiç bir faydaları olmadıkları görüşü hakim.

Aklıma Alamancılar geldi sınıfta bunlar konuşulurken. Nitekim sınıfta, Ingilizcesi mükemmele yakın olan bir çocuk ta Alman. Türkler'den nefret ediyormuş.Neden olarak tanıdığı bir kaç Türk kızının, Alman gençlerle evlenmek istemelerinden dolayı abileri tarafından öldürülmelerini, ülkesinde yaşayan pek çok Türk'ün Almanca öğrenmemiş olduğunu gösterdi.
''Sizde her şeye abi karar veriyor ya'' dedi. ''Aile her şeyden üstün. Seriat.''

Kendisiyle isterse Almanca, isterse Ingilizce konuşabileceğimizi söyleyip, elimden geldiğince Türkiye'nin sadece böyle olmadığını anlatmaya çalıştım. ''Şeriat'ta kardeşin kardeşi öldürmesinin olmadığını, insanların kendi istedikleri gibi yorumlamalarının'' sorun olduğunu söyledim. Kardeş katili abiler hapistelermiş şimdi. Bunun da hukuğun aile kararından daha üstün olduğunu gösterdiğini belirttim.

Hızımı alamayıp, hocaya da Almanya ve benzeri ülkelerdeki genc nüfusun az olduğunu ve dışarıdan çalışana ihtiyaç duyduklarını açıkladım. Bir ara konuyu ''Meksikalılar'ın haklarını kim koruyacak''a getirdim ama kimse pek oralı olmadı. Alman çocuk benim çok modern olduğumu söyledi. Türkiye ile ilgili kanısı değişecek gibi değil, Avrupa Birliği'ne girmemizi de istemiyorlarmış. Sonunda gülerek, ''sen zaten Ispanyol'a benziyorsun'' dedi.Ispanyol'a benzemem vicdanını mı rahatlattı bilemem. Sınıfta Türk olduğuma inanmayan ve beni Ispanyol sanan diğer bir kaç kişiye de ''ben çok tipik bir Türk'üm'' diyip durdum dün.

Türkiye'nin çeşitli yüzleri.Bir yanda katledilen genç kızcağızlar; diğer yanda kendi istediği gibi okuyabilen, çalışabilen, bir baba ya da koca himayesi olmadan yaşayabilen benim gibiler.

Amerika: Eskiden siyahların yaptığı işleri şimdi hispanikler yapıyor.Farkı karşılığında ücret almaları.Bir yanda büyük gökdenelenlerin tepelerinde dünyayı yönetenler, diğer yanda bulaşıkcılar.

Her iki ülke de tezatlar ülkesi.

Amerika özgürlükler ülkesi. Gerçekten de geldiğimden beri bunu hissediyorum.Buranın en güzel yanı ''özgürlük''. En kötü yanıysa ''bencillik''.

Türkiye benim için erenlerin, sevginin ülkesi. En kötü yanıysa ''baskı''.

Hoca Türkiye'de göçmenlerle ilgili durumun ne olduğunu sordu. Sınıftaki diğer Türk çocuk fikrinin olmadığını söyledi. Bizim için ''öncelikli bir sorun olmadığını'' söyledim.

Türk kültüründe kapının herkese açık olduğu, hiç bir kültürü asimile etmemiş olduğumuz konularına girmedim. ''Diğerleri'' ve ''bizler'' gibi ayrımlarla ilerlenemeyeceği, sadece herkesle bir olursak sorunları çözebileceğimizi söylemedim.Ikiliklerin her geçen gün belirginleştiği, ''namus'' adı altında iki yüzlü hayatlar sürüldüğü ülkemizin aslında erenlerin diyarı olduğunu, kapının herkese açık olduğunu söylemedim.

''Gel, kim olursan ol gel.
Ister kafir, ister mecusi, ister puta tapan ol yine gel.
Bizim dergahımız ümitsizlik dergahı değildir,
Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel.''

Mevlana

Next PostSonraki Kayıt Previous PostÖnceki Kayıt Ana Sayfa

8 yorum:

Sinan Toydaş dedi ki...

"Alien" kelimesinin "yabancı" anlamında kullanıldığını seneler sonra öğrendiğimde çok şaşırmıştım. Hemen aklıma anlamını çözemediğim Sting şarkısı gelmişti.


I don't drink coffee I take tea my dear
I like my toast done on one side
And you can hear it in my accent when I talk
I'm an Englishman in New York

See me walking down Fifth Avenue
A walking cane here at my side
I take it everywhere I walk
I'm an Englishman in New York

I'm an alien I'm a legal alien
I'm an Englishman in New York
I'm an alien I'm a legal alien
I'm an Englishman in New York

A. dedi ki...

ilginc dimi, ben de dun cok sasirdim.

neval dedi ki...

yazılarınızı seviyorum .objektif bakabiliyorsunuz, ele aldığınız konuyu gayet akıcı bir dille sıkmadan anlatıyorsunuz.

A. dedi ki...

:) cok tesekkur ederim. bazen fazla mi uzattim diye dusunuyorum ama detaylari seviyorum.

seher dedi ki...

Bende yazılarınızı severek okuyorum.Gerçekten güzel yansıtıyorsunuz.Belki aynı burçta olduğumuz için çok yakın hissettim sizi.Evet almanlar türkleri hiç sevmiyor.Bazen haklılar diye hissediyorum.Çünkü büyük bir çoğunluğu almanyada olan bir ildeyim ve burda önce hep köyde yaşayan kişiler gitmiş ve hiç dil öğrenmemişler.Ama almanlarda önce hep çalıştırmış dil öğrenip öğrenmediklerine bakmadan.Şimdi işleri bitti ya artık göçmenleri istemiyorlar.Burdaki çocukların çoğunluğu avrupa gitme hayali kuruyor ama genelde de okumak istemeyen boş tabir edebileceğimiz gençlik.Durum karışık yani.

A. dedi ki...

:) cok tesekkur ederim.

Gazetelerde Merkel'in de AB'ye giremeyecegimizle ilgili aciklamalari vardi. Sanirim oradaki temsiliyetimizi ve dis itibarimizi dusunmemiz gerek.Su ana kadar siyasi girisimlerde bulunuldu ama bir de genel halk uzerindeki intiba var ve bu da maalesef olumlu degil.

yesilyurt-av dedi ki...

iyi ki son paragrafta belirttikleriniz dememişsiniz.biraz türkiye tarihini ve türkçe yi araştırsa gavur un, kızılbaşın ne demek olduğunu sormaya kalksa ne cevap verirdiniz. ya da belki de 80 sene boyunca kürtçe diye bir dili neden redeettiğimizi sorsa, ne bileyim 1915 deki doğu ve güneyoğu anadolunun etnografik dağılımı ile şimdikini bi karşılaştırsa, 1 milyon ermeninin, kaldavilerin, süryanilerin ne olduğunu sorsa şefkatimize dayanamayıp kendi rızaları ile ayrıldılar mı derdiniz acaba. 1900 lere gitmeye gerek kalmadan, 6-7 eylülü hatırlatsa, maraşı, çorumu hatırlatsa size, ya da sivası hatırlatsa, şafkatimizle insanları yaktık mı derdiniz yoksa. mevlanayı nereye koyardınız burada ? ama sizin de ona verecek cevabınız olurdu muhakkak. özgürlükler ülkesi dediğiniz amerikanın biraz düşündükten sonra aslında serbestlikler ülkesi olduğunu, özgürlüğün pantolonsuz işe gitmek olmadığını, herşey madem bu kadar özgürse wikileaksin başına gelenleri bi hatırlatırdınız belki kendisine. ebay in, master ve visa kartın neden wikileask in hesabını dondurduğunu, amazon un neden serverlarından wikileaksi kovduğunu sorsanız acaba ne derdi amerikalı arkadaş. nerde özgürlük, nerde hoşgörü ?

A. dedi ki...

''tencere dibin kara, seninki benden kara'' derdim herhalde. tekamul surecimiz uzun, ne yapalim.ben guzellikleri gormeyi seviyorum bu digerlerini yok sayiyorum demek olmuyor.