Arzu Pınar Demirel

arzudemirel@headlinebpr.com

İluzyonun Ustaları

2 comments


Kitleleri etkilemek için grup dinamiklerini bilmekle birlikte insanı çok iyi tanımak gerekiyor. Bundan dolayı iletişimciler psikologlardan danışmanlık almış; insanın psişesini anlamaya çalışmışlardır. Profesyonel olarak halkla ilişkiler mesleğini ilk icra eden ve geliştiren kişi Edward Bernays, Freud'un yeğenidir örneğin. Freud'un kitaplarını İngilizce'ye çeviren Bernays, halkla ilişkiler stratejilerini de Freud'un fikirlerini baz alarak oluşturmuştur. Psikoloji-iletişim bağlantısı çok net; ancak iletişimciler daha pek çok daldan da besleniyorlar.


Teller


Göz boyamanın üstadı, ünlü sihirbaz Teller insan zihnini nasıl yönlendirdiğiyle ilgili sırlarını paylaştı. İlgileniyorsanız Smithsonianmag.com'da okuyabilirsiniz. Basit gibi görünse de ardında yılların tecrübesinin yattığı belli. Bilim adamları insan zihni hakkındaki araştırmaları için Teller'in saptamalarını ciddiye alırlar mı, bilmiyorum. Ancak benim iletişimci olarak çok ilgimi çekti.


Teller bir insanın gülerken ikinci bir konuya konsantre olamadığını belirtiyor örneğin. Bundan dolayı gösterilerinde espriyi sık sık kullanır, şakalarıyla isanların dikkatini azaltırlarmış. Esprili satışçıların neden daha başarılı oldukları ortaya çıktı.


''Eğer size seçenek verilirse, özgür olduğunuza inanırsınız'' diyor Teller. Kimse manipule edilmeyi ya da zorlanmayı sevmiyor. İnsan buna direnç gösteriyor. Ancak bir kaç seçenek olduğunda, bunların kendisine kontrollü bir şekilde sunulduğunu anlamıyor ve gönül rahatlığıyla birini seçiyor. Markete gittiğimizde çeşit çeşit içecek görüyoruz. Aynı şirket tarafından çıkarılmış, aynı malzemelerden üretilmiş, farklı tat ve ambalajlarda sunulmuş içecekler...Kendimizi bu çeşitlilik arasında özgür ve seçme gücüne sahip hissediyourz. İçlerinden birini seçiyoruz. Teller'e göreyse bu konuda verebileceğimiz tek karar, hiçbirini satın almamak. Hayatımız seçimlerle geçmiyor mu? Bizi yönetecek politikacıları seçiyoruz, kullandığımız markaları seçiyoruz, izlediğimiz dizileri seçiyoruz.Herşey çok çeşitli değil mi? Öyle mi? Gerçekten seçim yapıyor muyuz? Birinden birine mi yönlendiriliyoruz?


İluzyonun en ileri boyutu, gönülden inandığımız zaman ortaya çıkıyor. Mutlaka karşılaşmışsınızdır: Bir arkadaşınız bir markaya bağlanmış, sadık elçisi olmuş ve herkese de şiddetle tavsiye eder. Karşıt görüşleri dinlemez bile, kendisine bir put yaratmış ve inanmıştır. Teller'a göre kendimize söylediğimiz yalan kadar bizi aptallaştıran başka bir şey yok. Artık tamamen alıcı hale gelmiş, hipnotize olmuşuzdur.


Sihirbazlar bir yandan dikkati başka yere çeker; sonra seyirciyi beklenmedik bir hamleyle şaşırtır.Gösteriye zengin, sürprizlerle dolu, mistik bir hava katar. Herkes bilir bunun bir şov olduğunu. Parasını ödedikleri bilet karşılığında, zihinlerini sihirbazın manipulasyonlarına gösteri boyunca teslim eder, eğlenirler. Şov bittiğinde sihirbaz sahneden iner, normal hayatına geri döner; seyirciler gibi.


Tüketici terimini ilk Edward Bernays kullanmıştır, halkla ilişkilerin babası. Bu sefer, normal hayatta seyircilerin değil, tüketicilerin dikkatini çekmek için başlamıştır yarış. Ve emin olun iluzyon çok güçlüdür, ustaları da taktikleri iyi bilirler.


Next PostSonraki Kayıt Previous PostÖnceki Kayıt Ana Sayfa

2 yorum:

Enis Diker dedi ki...

Arzu Hanım, galiba bir çaba sarfetmeye gerek kalmadan, bir seçim yapmadan tükenen tek şey hayatın kendisi. Hayatımızın sihirbazı olmak herhalde içinde kaybolmamalı mümkün olmalı:) Bu çok renkl dünya marketinde kendini kaybetmeyene aşkolsun demek lazım herhalde:) bu güzel ve bilgilendirici yazı için teşekkürler.

Arzu dedi ki...

ben yorumunuz icin tesekkur ederim.
:) bir sihirbaz kadar hilelerin farkinda olmadikca dediginiz gibi hayat kendinden tukeniyor.