Arzu Pınar Demirel

arzudemirel@headlinebpr.com

İş Dünyası ve Etik

5 comments
Dün TEID tarafından düzenlenen Etik Zirvesi'ne katıldım.Gündüz; iş dünyasında yaşanan değişimin etik yönetimine etkileri ve yeni Ticaret Kanunu konuşuldu. Akşamki zirve ücretliydi; büyük, siyah Mercedesleriyle gelen patronlar o kısıma katıldılar. Kurumsal etiğin tanımı, ölçümlenmesi, kurumsal vatandaşlıktan farkı, önümüzdeki dönem etiğe yaklaşımın nasıl olacağı gibi konular gündüz ele alındı.Doğu toplumlarında, rüşvetin yaygın olduğu sektörlere etiğin nasıl sokulabileceği sorusu yanıtsız kaldı. Kayıt dışı ekonomiden bahsedildi.Konu döndü dolaştı insanın kendisine, kişisel ahlaka geldi.Eskilerin, sözü söz olan patronları anıldı. Sürdürülebilirlik için etiğin şart olduğunda hem fikir olundu. Katılım yoğun ve çeşitliydi, finansçılar, benim gibi kurumsal iletişimciler, akşam patronlar gelmeden önce ortama göz atmaya gelen çalışanlar... Özellikle paneli çok başarılı buldum.Konuşmacılar Deloitte, KPMG, PWC, Erns&Young'ın yöneticileri, moderatör de Fikret Sebilcioğlu'ydu.

Ferruh Tunç, KPMG Başkanı'nın şair de olduğunu öğrendiğimde taşlar yerine oturdu. Paneldeki konuşmasından ve paylaştığı bir şiirden o kadar etkilenmiştim ki, google da ismini araştırdım. Sanatçı duyarlılığını iş hayatıyla birlikte var edebilmişti. Konuşması da kurumsal dili dışlamamakla birlikte, gönüle hitap edebiliyordu. Kurumların çalışanlarının kendilerini gerçekleştirebilecekleri yerler olmaları gerektiğine değindi, etiğe bilgece yaklaştı, hatta bir ara konuyu vicdana getirecekti ki, sınırı geçmedi. Etik olmadan, iyi niyet olmadan, günlük kar amacıyla her şeyin mübah olduğu anlayışıyla işin uzun yıllar yürümeyeceğini belirtti. O konuşurken içimde yıllardır birbirine dokundurmadığım iki kimlik kavuşma umudunun heyecanıyla kıpırdamaya başladı. İş dünyası; ciddi, analitik, stratejik. Gönül dünyası; sevecen, hoşgörülü, paylaşımcı. Birisi yöneticilerin, işadamlarının; diğeriyse sanatçıların, gönül insanlarının dünyası. Akıl ve duygular... Ayla güneş, kadınla erkek gibi.Beynin hayal gücünü ve sezgiyi yöneten sağ; analitik zekayı yöneten sol küreleri bile birbirine bağlıyken; iş dünyasını, özellikle de karın tek amaç olduğu kapitalizmi duygulardan, vicdandan, ahlaktan, etikten uzak tutmuştuk. Ancak son yıllarda yaşanan krizler, halkın hükümetlere ve kurumlara güveninin gitgide azalması, doğal kaynakların yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalması ''nereye kadar?" sorusunu gündeme taşıdı. Ardından kurumsal etik geldi. Sosyal medya ile birlikte, hiç bir bilgi gizli tutulamaz oldu ve suistimaller o kadar yüzeye çıktı ki; Avrupa'da, önümüzdeki dönemde regulasyonların artması ve işin sıkı tutulması bekleniyor.

Bizde de 1 Temmuz'da yürürlüğe girecek, yeni Türk Ticaret Kanunu ticaretin kurallarını yeniden düzenlediği gibi, kurumsal etiği ön plana aldı. Yeni kanunla birlikte şirket sadece hissedarlara değil, daha geniş bir paydaş kitlesine hesap verebilir olacak. Çalışanlar, azınlık ortakları gibi tüm paydaşların hak ve çıkarlarının korunması, hesap verilebilirlik, Yönetim Kurulu'nda en az bir kadın üyenin bulunması, toplumsal değerleri yansıtan kanun ve düzenlemelere uyum... Belki bazı patronlara başta ağır gelse de, global rekabette Türk firmalarına büyük avantaj ve şirketin faaliyetlerine uzun dönemde istikrar sağlıyor.

Günümüzde ortalama şirket ömrü 10-15 yıl. Rekabet çok fazla.Akıllı, hızlı olmak gerekiyor. Her işletmenin amacı kar etmek, yaşamak.10-15 yıl değil, asırlarca. Uzun vadeli olabilmekse ancak ve ancak herkesin; toplumun, çalışanların, tüm paydaşların desteğiyle, onların güvenini kazanmakla mümkün. Bu da herkesin çıkarını düşünmekle, istikrarla, etikle mümkün. ''Sadece ben ve benim şirketim kar etsin'' anlayışıyla nereye geldiğimizi hep birlikte gördük. Artık halk isyan ediyor, ülkeler batıyor. Etik felsefi bir konu olmaktan çıkıp, iş dünyasının gündemine yerleşiyor. Regülasyonlarla, milletin arzusuyla ya da itibarın önemini bilen yöneticilerin seçimleriyle.

Dün 48 şirket, etik beyannamesini imzaladı. Kaçı samimidir, etiği kurum kültürünün bir parçası haline getirir, bilmiyorum. Ancak bu konuda farkındalık oluşmaya başlaması bile güzel, Öncü kuruluşlar kutlanmayı hak ediyor.

Kurumsal etiğe gönülden inanıyor; düşündükçe bir kurumu nasıl sağlam, yıkılmaz bir temel üzerine konumlandırdığını açık ve net görebiliyorum.Duyarlı, ileri görüşlü patronlarla, şair Genel Müdürlerle, ahlaklı çalışanlarla, iyi niyetle geleceği değiştirebiliriz. Bölünmüştük, yeniden bir olabiliriz.

Next PostSonraki Kayıt Previous PostÖnceki Kayıt Ana Sayfa

5 yorum:

Enis Diker dedi ki...

Evvelsi hafta TTK üzerine iki seinere katıldım. Yeni kanundan çok umutlu olanlar da var çok mutsuz. Kanunun uygulaması için 14 şubatta yayınlaması gereken tebliğiler, yönetmelikler hala yayınlanmadı. Temmuzda yürürlüğr girecek "işlem denetçiliği" için bu sıkınıtılı bir durum. Firmaların (AŞ ve Ltd. lerin) 5/1 iler 4/1 arasındakilerin kapanacağı, nevi değiştireceği tahmin ediliyor. Faiz ve Vadelerde küçük üreticinin lehine düzenlemeler var. Patronların işletmeden para alıp vermesi konularında bir esneklik bekleniyor. TTK'nun bir çok bağlantlı kanunla beraber değişmiş olması sebebiyle ertelenmesinin bir çok sıkıntıya yol açacağı düşünülüyor. Şirketleri sıkıntılı bir dönem bekliyor. Özellikle muhasebecilerin geç saatlere kadar çalışacağı, saç baş yolacağı bir ortam olacağa benzer. Neticede her şey gene uygulamada belli olacak.

Arzu dedi ki...

Is dunyasinda cok karsi cikanlar oldu. Ancak gercekten iletisimin hizlanmasiyla birlikte devir degisti. Global olarak ta dunyaya uymak zorundayiz. Kanunda degisiklik olur mu olmaz mi bilmiyorum. Muhasebecilerin cok calisacagi, danismanlarin kazanacagi belli.

Arzu dedi ki...
Bu yorum yazar tarafından silindi.
Enis Diker dedi ki...

Denetim konusunda büyük kavga var. Önceleri denetim işi küçük muhasebe bürolarının da içinde olabileceği şekilde düzenlenmişti. Gidişat bu işin büyük bürolara doğru yöneldiği şeklinde. Limited ve Anonim şirket mükellefi olan küçük muhasebe büroları zor durumda kalacak. Hem sürekli denetim altında kalacaklar, hem de mükellef sayıları düşeceğinden. Bu yüzden muhasebe piyasasının küçülmesi söz konusu. Mükellefini kaçırmak istemeynler ise onları şirketlerini kapatıp Gelir vergisi mükellefi olmaya zorlayacak. Bahsettiğim grup kobiler ve küçük işletmeler. İlginizi çekerse ismmmonun ttk tanıtım seminerini kaydetmiştim. Dinlemek isterseniz yollayabilirim.

Arzu dedi ki...

memnun olurum. tesekkurler. arzupinar@hotmail.com adresim.