Arzu Pınar Demirel

arzudemirel@headlinebpr.com

Benim Gibi

Leave a Comment

Aşkın formülü bulunamadı. Gönül işi olunca, bilimsel metotlar işe yaramıyor; akılla, mantıkla anlatılamıyor. Ancak ne zaman aşkın ilk zamanlardaki gücü hafifliyor, bir bulut kütlesi aşığınızın üzerinden kalkmaya başlıyor ve o ana kadar hiç fark etmediğiniz yanlarını görüyorsunuz; o zaman akıl da uyuşukluğunu bir kenara bırakıyor ve devreye girebiliyor. O hayran olduğunuz, yere göre koyamadığınız, canı yansa içinizin titrediği, sağa sola baksa mahfolduğunuz kişinin bir ölümlü olduğunu görebiliyorsunuz birdenbire. Bundan sonra ilişkinin sürmesi dostluğunuz, aranızda oluşan sevgi, bağlılık; maalesef çoğu zaman da maddi şartlara bağlı. Çocuğunuz olmuş, yaşamlarınız içiçe geçmiş, onsuz yaşamayı düşünemeyecek kadar hayatınızın merkezine yerleştirdiyseniz eğer; kolay kolay yeni aşklara yelken açamıyorsunuz. Aşık insanın her günü günlük güneşlik de geçmiyor ki. Öylesi bir tutkuya, çılgınlığa hangi insan bir ömür boyu dayanabilir? Güvenli limanlara demir atmak; anlaşmak, anlaşılmak istenilen zamanlar da oluyor.

Her ne kadar aşkın şifreleri çözülemediyse de; kim, kime neden aşık olur; hormonlar mı, salgılanan koku mu, daha bebekken anne babamızdan hafızalarımızda yer eden mimikleri, görüntüleri mi yönlendirir bizi tam olarak bilmesek de; her sevgilide, bir başka parçamızı keşfettiğimiz de kesin. Sisin hafiften dağılmaya ve karşınızdakini gözlemlemeye başladığınız, yakaza döneminde bunu fark edebilirsiniz. Kendinize dair hiç bilmediğiniz bir özellik, yaşamınız boyunca sizde olan, sadece farkındalık alanınıza girmemiş bir yanınız bağı kurmuştur belki de, kimbilir. Aradığınız kendinizdir, çekim hissettiğiniz, aşık olduğunuz. Türlü yansımalarda bulursunuz o hiç göremediğinizi, aynalara bakmak zorunda kaldığınız, kaçtığınız, kızdığınız, suçladığınız, sarılıp, omuzlarında ağlamak istediğinizi. Kendinizi aramışsınızdır yıllarca ve şimdi de karşınızda duruyordur.

İçinizdeki dişi veya erkeği bulmuşsunuzdur. Astrolojide mars ve venüsle açıklarlar bu durumu. Bir erkeğin doğum haritasında venüs birlikte olmak istediği kadını tarif eder. İçindeki dişil yanı da aynı zamanda. Kadında da mars. Gerçi evlilik için jüpiter, ruh eşi için chiron da devreye girerek; durumu iyice karmaşıklaştırır. Zıtlar birbirini çeker derler; onlar da görülebilir yıldız haritasında. Sonuçta kendinizde olmayan hiç bir şeyin kapsama alanına girmezsiniz.Radyo-tv frekansı gibidir.


Beğenilen ünlüler de benzer bir frekans yayarlar. Kitleleri etki alanlarına alabilme becerileri yıldızlaştırır onları. Dalga boyları, frekansları farklıdır biz fanilerden. Etkilenenler, yani fanları, ya da sadece hoşlananlar, reklamlarda gördüğünde kanalı değiştirmeyip; ''pek de hoş'' diyip izleyenler o frekansla uyumlu kişilerdir. Aslında kendilerinden bir parçayı yakalamışlardır. En iyi hallerini, olmak istediği kişiyi veya sevgili olarak düşlediğini. Politikacıların da etki güçleri yüksek olmalıdır. Uzak, soğuk, snob duranlar fazla sevilmez.  Halka yakın olanlar daha fazla destek görür. İlla çok kültürlü, becerikli, üst düzey bir politikacı olması gerekmez. Güven veren bir duruşu, gülüşü, göz teması, omuza bir dokunuşu, düşenin-düşkünün yanında, halkla beraber, ''bizden biri'' olması seçtirir politikacıyı. Yine aynı taktik devrededir. O bizden birisidir, meclisteki temsilcimiz, bizim bir uzantımızdır. Hakkımızı korur, doğrudur, dürüsttür, aslandır-kaplandır. Siyah Mercedesler, makam odaları, el-pençe duran çalışanlar ordusu, ülkenin her nimetinden faydalanan akrabaları göze batmaz.

''Benim gibi'' taktiği kitleleri peşten sürükleyen bir nevi havuç gibi de olabilir, aman dikkat. Tecrübeli çapkınlar da iyi bilir bunu. Kendilerini açığa vermez; önce karşısındakini inceler, onu dinler, onaylar, kendisini iyi hissetmesini sağlar. Onun olmasını beklediği kişiyi oynayarak; gözlerini kamaştırmaya çalışır. Ancak gerçek hisler söz konusu değilse; bu bir manüpulasyondur ve arada kalıcı bir bağ oluşturmaz. Kısa sürede acı veya tatlı bir deneyimi paylaşarak; yollar ayrılır. Oysa gerçek bir ilişki, içerideki mars ve venüsün karşılaşması insanı dönüştürür.Artık eskisi gibi olamazsınız, değişirsiniz. Sadece bu gerçek birliktelik, yeni bir oluşun, doğuşun anahtarıdır. Benzerliklerle, farklılıklarla zenginleşir ilişki. Ve yeniden doğarsınız. Birlikte. Sonsuza kadar.

Next PostSonraki Kayıt Previous PostÖnceki Kayıt Ana Sayfa

0 yorum: