Arzu Pınar Demirel

arzudemirel@headlinebpr.com

İlişkiler ve Kediler

Leave a Comment

Sokak kedisi olamayacak kadar güzel değil mi?
Ama öyle, her dışarı çıkışımda görüyorum. Bu sabah dikkatini bana yöneltmedi, patilerini yalıyordu. Bu fotoğrafı önceki günlerde çekmiştim.

Benim de bir kedim var, ismi Tarçın. Cins bir kedi değil, o da sokaklardan gelme. 1-2 aylıkken bacağından yaralanmış, sokakta perişan halde bulup, ameliyat ettirmişler. Veterinerde 1 ay kadar kaldıktan sonra bu haliyle sokaklarda yaşayamaz diyerek, kediler için seferber olan arkadaşlarımın ona bakacak birisini aramalarıyla hayatıma girdi. İlk geldiğinde çok küçüktü, yürüyemiyordu ama o kadar hevesliydiki. İki adımda bir düşmesi, kanepelere zıplayamaması gibi tüm engellerin üstesinden geldi. Şimdi şimşek hızında, kalçasında ufak bir çıkığı olmasa; (o da hiç belli olmuyor, okşarken hissediyorum sadece) o günleri hiç hatırlamayacağım. Tarçın'ı çok seviyorum, ancak şu da kesin ki ne cins kediler, ne de bizim sokaktaki diğer kediler kadar güzel. Sıradan sarı kedilerden. Göğsündeki kocaman beyaz kalbi çok özel, sivri kulaklarıyla da çok sevimli ama bana göre tabi.

Bu sabah yürüyüşüne çıktığımda; beyaz, nil gözlü kedinin fotoğrafını çekerken fark ettim; erkeklerin kadınlarla ilişkileriyle benim kedilerle olanın arasındaki benzerliği. Yani bir tane evde var. O hep orada, geceleri de beraber uyuyoruz.Ancak sokaktakiler de güzeller. Arada kaçamak, eğer isterlerse neden olmasın? Hatta bir sokak kedisi de bir yıldır, bazı gecelerini bizde geçiriyor. Özgür ruh, fazla kalmıyor, sabah olunca gidiyor. Tarçın'a arkadaşlık yapar, o da hayatında başka bir kedi görmüş olur diye düşünüyordum önceleri. Şimdi apartmanın önünde beni beklediğini görünce, keyif aldığımı fark ettim. Onu da görmek hoşuma gidiyor.

Açık bir ilişki yaşadığım kedim 
evde resme tapınmaya başladı.  
Ancak konu ilişkiler olduğunda, yüce gönül herkese açık yaklaşımı pek bana göre değil. Kadınlar daha idareci, akıllarında birden fazla kişi de olduğunda ser verip sır vermeyebiliyorlar. Ancak erkeklerdeki  ''sen de fena değilsin, arkadaşın da olabilir'' yaklaşımı beni daha en başta itiyor.Saplantılı bir bağlılık gözümü korkutsa da; en azından yakın bir ilişkide kendimi özel hissetmek istiyorum. Bir tane evde, yüzlercesi sokakta kedilerin. İnsanlar gibi. Sen olmazsan bir diğeri olur. Olur mu, gerçekten mi?

Sendeki güzelliği görmeyene gösterebilir misin? Aşkı bilmeyene anlatabilir misin? Dağları delemeyecek olana güvenebilir misin? Açabilir misin kendini ve bırakabilir misin tutunduğun ne varsa?Hiç bir şeyin olmadığında bile, tüm dünyanın senin olduğunu hissedebilir misin, sadece onunla olduğunda?

İnsanlarla hayvanların arasındaki farkın iletişim kurmak olduğunu söylüyorlar. Doğru değil, hayvanlar da iletişim kuruyor. Kedilerinkine tanık oldum, kendi aralarında da işaret dilinin ötesinde bir iletişim var. Belki aramızdaki fark bizim hayallere inanmamızdır. Aşka inanmamız...
Next PostSonraki Kayıt Previous PostÖnceki Kayıt Ana Sayfa

0 yorum: