Arzu Pınar Demirel

arzudemirel@headlinebpr.com

Sağlıkçılar ve GDO'cular Elele, Doğumdan Mezara Hep Berabere

Leave a Comment

GDO, genetiği değiştirilmiş organizmaların kısaltması. Kimilerinin korkulu rüyası, kimine göreyse nüfusu artan ve gıda kaynakları azalan dünyamızın olmazsa olmazı. Benim de temkinli yaklaştığımı belirtmem lazım. Ancak taraftarı olalım ya da olmayalım, hiç birimiz pazara veya markete gidip, GDO satın almıyoruz. Aldığımız yiyeceklerin tohumları GDO'lu olabiliyor; sütü ve etinden faydalandığımız hayvanların, özellikle de büyüme hormonuyla yetiştirildiyse genetiği değiştirilmiş olabiliyor vb. Dolayısıyla kendimize göre yediğimize, içtiğimize, sağlığımıza dikkat ettiğimizi sanırken; dolaylı yoldan bu genetiği değiştirilmiş organizmaları bünyemize katmaya devam ediyoruz. Yol açabileceği zararlar arasında maalesef kanser de yer alıyor. Araştırmalar, davalar, PR çalışmaları yıllarca sürse de; haberlerde önce sağlığa zararlı olduğunu duysak, sonrasında resmi otoriler öyle olmadığını açıklasa da GDO insan sağlığını tehdit etmeye devam ediyor. En son bilgi; Monsanto tarafından pazarlanan Glyphosat marka tarım ilacının kansere yol açabileceğinin saptandığı yönünde oldu (Kaynak: Deutsche Welle). Monsanto mısır, soya fasülyesi, pamuk, buğday ve şeker kamışı gibi genetiğiyle oynanmış tohum ürünleri ve tarım ilaçları üretiyor.

Alman ilaç ve kimya devi Bayer, 66 milyar dolara Amerikan Monsanto şirketini satın aldı. Monsanto, dünyanın en şeytani firması olarak da tanınıyor. Bu kötü ününü GDO'ya ve çiftçilere çektirdiklerine borçlu. Monsanto, eğer GDO'lu tohumlar rüzgarla bile geçmiş olsa, çiftçilere dava açıp, hak talep ediyor.  Bu satın almayla birlikte Bayer, dünyanın en büyük tohum ve tarım ilaçları üreticisi haline geldi. Ancak özellikle de Alman çevreciler çok tepkili. GDO'ya alışmış ve obeziteyle yıllardır mücadele edemeyen Amerika gibi olmaktan endişeliler. Tohum çeşitlerinin azalacağı ve fiyatların yükseleceğini de ekliyorlar.

Bayer CEO'su Werner Bauman ise; nüfus artışının ve iklim değişikliğinin tarım endüstrisinin önemini artırdığına ve 2050 yılına kadar dünya nüfusunun üç milyar artacağına dikkat çekiyor. Küresel gıda ihtiyacının karşılanması için yeni teknolojilerin kullanılması gerektiğini savunuyor. Monsanto satın almasının hissedarlara, müşterilere, çalışanlara ve toplumun geneline büyük fayda sağlayacağını söylüyor.

GDO ile normal bir tüketici kadar ilgiliyim. Uzmanlık alanımsa iletişim danışmanlığı ve itibar yönetimi. Dolayısıyla bu satın alma, iletişimci olarak da dikkatimi çekti. İtibar sıralamasında, tüketiciler tarafından ilaç sektörüne güvenin azaldığı Gallup 2016 Araştırması'na göre biliniyor. 25 sektörün itibarının sıralandığı listede ilaç en sonlarda yer alıyor.Küba'da kanser aşısının geliştirildiği ve ücretsiz dağıtılacağı haberleri, Bayer'in Monsanto satın almasıyla aynı zamanda yayıldı. Her ikisinin de sektörün itibarına etkisi olacağı öngörülebilir. Ancak pozitif yönde olduğu söylenemez. Bayer'in bu hamlesi firma açısından karlı olsa da; tohum ve tarım sektöründe karşılaşacağı protestolar; ilacın da en önemli oyuncularından olduğu için, sektörün zaten gerilerde olan itibarını birebir etkileyecektir. Bir profesyonel olarak, diğer ilaç firmalarının sektörün itibarını geliştirmek için ne yapmaları gerektiği; sürdürülebilirlik raporlarından, alınan sosyal sorumluluk ödüllerine hiç birinin yeterli olmayacağı üzerine kafa yormaya başladım bile. Sosyal sorumluluk şirketin iş politikası olmadıktan sonra; göz boyamadan öteye geçemez.

İlaç sektörüne güven ne kadar az olursa olsun; sonuçta hastalansam doktora giderim ve yazdığı reçetedeki ilaçları kullanırım. Yan etkilerini okurum, ancak iyileşmek için işin uzmanlarına ve yıllarını ve kaynaklarını bu ilaçları geliştirmeye vermiş, profesyonel şirketlere güvenirim. Ancak seçim şansım var. Eğer istersem alternatif tedavilerden de faydalanır; bitkisel karışımlardan, reikiye diğer seçenekleri de değerlendirebilirim.  Peki doğal ve genetiğiyle oynanmamış bir şey yemek istesem; onu nereden bulabileceğim? Çiftçiler bu dünya devleri karşısında ne kadar dayanabilir? Soframıza ''doğal lezzet'' etiketiyle gelen ürünlerin karışımlarını okuduğumda bile hayrete düşüyorum.

Seçim hakkımızın elimizden alınması ve GDO'nun tamamen yaygınlaşması beni korkutuyor. Bayer bu satın almasıyla, sektörün de en büyüğü oluyor. Belki CEO'sunun altını çizdiği gibi, bizleri aç kalmaktan kurtaracak, ya da insan olmaktan çıkaracak. İleride büyük bir krize yol açarsa, kriz yönetiminde alışık olduğumuz;  ''Pardon, özür dileriz. Çok üzgünüz. CEO'muzu işten çıkardık ve gerekli önlemleri aldık'' açıklamasıyla üstesinden gelinemeyecek bir durum bu. İnsanlık tarihinde önemli bir adım. Sektörün diğer önemli oyuncuları Çinli kimya devi ChemChina, İsviçreli tohum üreticisi Syngenta'yı satın aldığında ve Dow ile Dupont'un birleşmesiyle durum ne olacak? Konu sadece beslenme biçimimizin inovasyonla geliştirilmesi değil. Seçeneğimiz olacak mı, onu merak ediyorum.


Yazıda kısaca değindiğim bilgilere ulaşmak isterseniz:

BBC haberi ''Monsanto Satın Alması'' : http://www.bbc.com/turkce/haberler-dunya-37361302

Bloomberg haberi: http://www.bloomberg.com/news/articles/2016-09-14/the-heroin-laced-history-behind-the-year-s-biggest-deal

Deutsche Welle haberi: http://www.dw.com/tr/bayerin-66-milyar-dolarl%C4%B1k-yat%C4%B1r%C4%B1m%C4%B1/a-19550599

Vox ''Why Bayer's massive deal to buy Monsanto is so worrisome''
 http://www.vox.com/2016/9/14/12916344/monsanto-bayer-merger

Gallup 2016 İtibar Araştırması '' İlaç Sektörü Geriliyor'':
https://www.statnews.com/pharmalot/2016/08/30/gallup-poll-drug-firms-negative/
Next PostSonraki Kayıt Previous PostÖnceki Kayıt Ana Sayfa

0 yorum: