Arzu Pınar Demirel

arzudemirel@headlinebpr.com

Savaşçılar ''Kişisel Önemi'' Geride Bırakır

Leave a Comment


''Sıradan bir insan için dünya tekinsizdir; çünkü ondan sıkılmadığı zamanlar onunla çatışır. Bir savaşçı için dünya tekinsizdir; çünkü görkemli, müthiş, bilinemez, erişilmez derinliktedir. Bir savaşçı burada, bu harikulade anda bulunmanın sorumluluğunu üstlenmek zorundadır.''


Don Juan


Sıradanların çok, savaşçıların az sayıda olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Tersi olsa bu kadar çok karmaşa, manüpülasyon, haksızlık olmazdı diye düşünüyorum. Savaşçı diyince aklınıza silahlarını kuşanmış birisi mi geliyor bilmiyorum, ancak okuduğum kitapların da etkisiyle benim için savaşçılık bir yaşam biçimi. Özgür, güçlü, farkındalığı yüksek, gerçek insan olmak demek. Ancak böylesi bir hale ulaşıp, tüm zaaflarıyla yüzleştiği gibi, egonun tuzaklarına düşmemeyi başaracak bir disipline de sahip olması demek.

Birinin savaşçı olup olmadığını konuşmasına ve yaşam biçimine bakarak kolaylıkla anlayabilirsiniz. Sızlanıp duruyorsa, değildir. Övünüyorsa da. Kişinin kendi değerinin farkında olması, sağlıklı bir tutum. Kendini ezdirmemesi, sınırlarını, haklarını biliyor olması. Hem narsist bir davranış içinde olmadan, hem de sonradan içerlemeye yol açmayacak bir şekilde verici ve besleyici olabilmesi. Sıradanlar, dengeyi tutturmakta zorluk çekiyorlar.Onları da eleştirilerinden, sorumluluk üstlenmemelerinden kolaylıkla tanıyabiliyoruz.Gündelik hayattan örnek olarak;  iş görüşmelerine giden ve mülakatları olumlu sonuçlanmayanların görüşmecileri suçlamaları gösterilebilir. ''Yetersiz, işini bilmiyor, insanları etiketlerine göre yargılıyor ve gerçek yeteneği görmekten aciz'' diyorlar. İlişkileri istediği gibi yürümeyenler karşı cinsi. ''Kadınlar materyalist, erkekler yatağa atma sonra da kaçma peşinde. Herkesin art niyeti var ve kötüler.''

Haklı olma çabası ve diğerini küçülterek, kendini değerli gösterme sızlayan egoyu bir parça hafifletse de, insanı hedeflerine ulaştırmıyor. İşi almak istiyorsanız, karşınızdakiler ne bekliyor, neden sizi seçmedi, onları nasıl ikna edebileceğinizi anlayarak, başlayabilirsiniz. İlişkiler yürümüyorsa, bunun da vardır bir nedeni. Belki de onlar haklılardır ve siz kendinize verdiğiniz aşırı kişisel önem yüzünden uzlaşılamaz bir haldesinizdir, olamaz mı?

Bizim dünyamızda aşırı kişisel önem başarı yolunda bizi tökezletebilir veya ilişkilerimizin bozulmasına yol açabilir. Ancak savaşçıların dünyasında ölümcüldür. Kolaylıkla kandırılmanıza, çok tehlikeli bir hasmı tanıyamamanıza yol açabilir. Gerçek bir usta, böyle birisiyle bilgisini paylaşmaz ve gelişimine destek vermez. Benim açımdan en beteri bu üçüncü durum olurdu herhalde: Gelişim kapılarının kapanması.

Kızılderili bir şaman olan Don Juan'la geçirdiği yılları yazan Carlos Castaneda kitaplarında kişisel öneme değinmiştir. Kimine göre hayal bir karakter yarattığı birer kurmaca, kimilerine göreyse şamanik eserlerin baştacı niteliğinde olan kitapları savaşçıların nasıl da uçurumun kenarında yürüdüklerini ve en ufak bir dikkat dağınıklığında ve kişisel zayıflıklarında hayatlarını kaybedebileceklerini gözler önüne sermektedir. En tehlikeli zaaflarının başında da kişisel önem gelmektedir.

Carlos Castaneda'nın kendisiyle yapılan bir röportajda, fotoğraf çektirmemesiyle ilgili soruya verdiği cevabı kişisel önem ve ''ben, ben, ben'' le ilgili yaklaşımını göstermektedir.

''Resim çektirme ve kişisel bilgiler konusunda, ben ve diğer üç çömez Don Juan’nın talimatlarını uyguluyor. Don Juan gibi bir şaman için, kişisel bilgileri vermekten kaçınma düşüncesi çok basittir. “Kişisel tarihi” terk etmek bir zorunluluktur. “Ben” den ayrılmak son derece can sıkıcı ve zor bir şeydir. Don Juan gibi şamanların istediği, “ben” in hesaba katılmadığı bir akışkanlık durumunda olmaktır. O, fotoğrafın ve kişisel bilgilerin bulunmaması, bilinçaltı yolu ile etki alanına mutlak bir şekilde  herhangi birinin girmesini etkilediğini düşünür. Daima fotoğraf, ses kayıtları ve kişisel bilgileri kullanmaya alıştık, tüm bunlar kişisel önem düşüncesinden fışkırmaktadır. Don Juan, bir şaman hakkında bir şey bilmemenin daha iyi olduğunu söyler. Bu şekilde bir kişi ile karşılaşıldığında onu kabul edilebilir bir fikir olarak algılarız. Bu her günkü dünyada olanların  tersidir, orada psikolojik problemleri olup, fikirleri olmayan kişilerle karşılaşırız, tüm bu insanlar “ben, ben, ben” ile ağzına kadar doludur.''



''Bu dünyada en zor şey bir savaşçının havasını, onun ruhsal durumunu benimsemektir. Üzülüp yakınmak ve bunun için geçerli nedenlerin bulunduğuna inanmak, hep birilerinin bize bir şeyler yaptığını düşünmek, yararsız şeylerdir. Kimsenin kimseye hiçbir şey yaptığı yoktur; hele bir savaşçıysa asla.''

İnsanın kişisel tarihini silebilmesi  zor. Yine de ''ben'' e yüklediğimiz aşırı öneme karşı dikkatli olabiliriz. Ne zaman hikayemize gömüldüğümüzü, olayları kişisel algılamaya başladığımızı gözlemleyebiliriz. Nelere alındığımızı, kırıldığımızı. Bu alanlar etki altına alınarak, kolaylıkla yönlendirilmemizi sağlıyor. Dikkati niyetimize yönelterek yol alabiliriz savaşçıların dünyasına doğru.
Next PostSonraki Kayıt Previous PostÖnceki Kayıt Ana Sayfa

0 yorum: