Arzu Pınar Demirel

arzudemirel@headlinebpr.com

Yeni Bir Meslek Dalı: Zaman Danışmanlığı

Leave a Comment
Yakında yeni bir meslek dalı olarak duyarsak ya da ilkokullarda ders olarak okutulmaya başlanırsa şaşırmayacağım. Dikkat dağıtan o kadar çok faktör varken, zamanımızı nasıl geçirip, nasıl yaşamanın bizim için en iyi olacağını anlamak konusunda profesyonel desteğe ihtiyacımız var bana kalırsa. Hatta daha küçük yaşlarda, okullarda sonradan unutacağımız pek çok bilgiyi öğrenmek ya da sıralarda uslu uslu otururken, yaz tatilini düşlemekle geçirdiğimiz zamanlarda bir yol gösterenimiz olsaydı diyordum. Gençlik zamanında,  ''hani onun her aşk acısını günler, geceler boyunca dinlediğin, ne zaman bir şeye ihtiyacı olsa koşturduğun arkadaşın var ya, ileride seni önemsemediğini görecek, zamanını, ilgini harcadığını anlayacaksın'' diyen yol gösterenlerimiz olsaydı. Az maaşa, büyük şirketlerde bir heves başladığımız işlerde, o efsane gibi gördüğümüz üstlerin kendi koltuklarının dertlerinde olduklarını, ''çalışanların %20'sini atın'' gibi, insanların hayatlarının rotalarını değiştiren, önemli karar veren yetkililerin aslında liderlik becerilerinden ciddi anlamda sınıfta kaldıklarını hemen görebilen, ''orası değil, şurası senin için daha iyi olur'' diyebilecek mentorlarımız olsaydı, ne iyi olurdu değil mi? Aşk, meşk konularına hiç girmeyeceğim bile.

Benim olmadı. Kendimden büyüklere danıştığım konular oldu, hemen de kestirip atmayayım. Ancak sistemli, profesyonel bir destek almadım. Çoğu zaman, düşe kalka ilerledim. Hem de öyle hafif ayak sendelemeriyle  değil, basabayağı yuvarlandım, berelendim. Kazıklandım, güvenimi kaybettim, en tepeyle, aşağılar arasında zigzaklar çizdim. Sonuçta o hataları yapmasam, şu andaki anlayışa erişmem, insanları tanımam da mümkün olmayacaktı. Tecrübe de en az zaman kadar değerli. Yine de geçmişime baktığımda, ''bir mentorum olsaymış, da danışsaymışım'' demeden de geçemiyorum. Bu kendi aklını bir kenara koyup, birisinin her dediğini yapmak değil; başkalarının tecrübelerinden ve vizyonundan faydalanmak olduğundan, daha akıllı davranmış olurdum görüşüne ulaştım sonunda. Yaşım 40'lara ulaştığında.

Hayat Koçları var artık.Açık açık yol göstermeseler de, doğru sorularla cevapları kendimizin bulmasına yönlendiriyorlar. Lider, iş, iletişim çeşitli alanlarda koçluklar çıktı. Profesyonel bir meslek. Uluslarası akredite olmak istiyorsanız, bu işi tekeline almış, merkezleri yurtdışında bulunan, az sayıdaki işletmeye ciddi anlamda paralar ödemek zorundasınız. Katmadeğeri çok yüksek koçluğun. Hakkı verilebilecek mi, yoksa kendi değerini fazla önemseyen ve danışmanlık verebilecek, yol gösterebilecek düzeye ulaştığını düşünen, ancak karşılığını veremeyenler tarafından meslek standartları aşağıya mı çekilecek sorularının cevabını zaman gösterecek. Bu arada Zaman Koçluğu da ortaya çıkıp, hatta çok kazandıran meslekler arasına girerse hiç şaşırmayacağım. Çünkü birilerinin ''facebook'ta, hayatına hiç dokunmayan kişilerin fotoğraflarına bakarak zaman harcama, kalk, dışarı çık,  yürü, spor yap '' demesine ihtiyaç var, çok aşikar. O kadar çok değersiz bilgi, kontrolsüz bir şekilde paylaşılmakta ki... Sadece online yayınlamak değil, her isteyen, biraz bütçe ayırabilirse kitap da çıkarabilir, sanat da yapabilir, hayatımızın merkezine de yerleşebilir. Hangisini okuyacağız, kimi takip edeceğiz, kime kulak vereceğiz? Değerlerimiz, hayat tarzımız, rol modellerimizi nerelerden seçeceğiz? Geçenlerde Kim Kardishan'a 500.000 dolar ödendi, doğumgününü Los Angelas'taki TAO Gece Klubü'nde kutlaması için.Parayı Kardishanlar kazanacak, sonrasında biz de içeri girebilmek için TAO gibi yerlerin önünde kuyrukta mı bekleyeceğiz? Bu örnek, şu andaki halimize aslında birebir ayna tutuyor.

Biraz daha kültürlülerimiz Godot'u beklerken, daha azları Kardishan ve benzerlerini görmeyi beklemekle geçiriyor zamanlarını. Zamanın hakimi olmaya çalışmak varken.
Next PostSonraki Kayıt Previous PostÖnceki Kayıt Ana Sayfa

0 yorum: