Arzu Pınar Demirel

arzudemirel@headlinebpr.com

Nasıl Yaşayacağız?

2 comments
İnsanları değerliler, değersizler; lüzumlular, lüzumsuzlar diye ayırmayı sevmiyorum. Her birimizin, bu dünyada soluk alıyorsak, varsak, yaşamak hakkıysa vardır bir değeri de diye düşünüyoum. Aralarından bazılarıyla anlaşabiliyoruz. Bazılarına hayran oluyoruz, ancak ilgilerini çekemiyoruz. Kimileri de var ki; hoyratlıklarıyla, riyakarlıklarıyla bizi yaralıyorlar. Gerçek yüzlerini, niyetlerini görmemiz yılları alabiliyor. ''Güvendiğim dağlara kar yağdı''  durumu bizim de kapanmamıza, gönlümüzü herkese açmamamıza yol açabiliyor zamanla. Kimlerle dost olmalı, kimlerle aynı yoldan yürümeli konusunu düşündürebiliyor.

Giordana Bruno; yakınlarından birisinin ihbarı üzerine hayatının son 7 yılını işkence edilerek, hapiste geçirdikten sonra yakılarak, idam edildi.Suçu dilini tutmamak, engizisyonun istediklerini söylememek, bilim ve felsefe yapmaktı. Galileo gibi o da dünyanın düz değil, yuvarlak olduğuna inanıyordu. Evrende dünyadan başka gezegenlerin de olduğuna. Ona göre evren ve Tanrı birbirlerinden ayrı değildi; herşey birdi. Çağının çok ötesindeydi, fikirleri insanları özgürleştirebilirdi ve zamanın erk sahipleri onun katl edilmesine karar verdiler.

"Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım."

der Bruno.

Bizler, çoğumuz kendimiz için onun kadar, hayatımızı tehlikeye atacak ölçüde riskli seçimler yapmıyoruz. Ancak farklı fikirlerimiz, bazen sadece fikirlerimiz de değil; bizi değişik bulmalarından dolayı dışlanmayı, alay edilmeyi, aşağılanmayı, suçlanmayı yaşamışızdır. Çoğunluğa ayak uydurmamız istenmiştir bizden, oysa sınırları zorlayanlar olmasaydı bugünlere varamaz, Ortaçağ günlerinde, mum ışığında devam ederdik hayatlarımıza. Yine de Bruno'nun döneminden bu yana; insanlar dilleri kesilerek, meydanlarda yakılmasa da; küçük adımlarla ilerliyoruz insanlık yolunda. Yine farklı olanlar kapı dışarı ediliyorlar meclislerden, gözdağı veriliyorlar dillerini tutmaları için. Eskisine göre daha özgürüz belki, ancak sadece görünürde.

Bu yüzden ''güven'' önemli. Çevremizde güvendiğimiz, nitelikli insanların olmaları. Çünkü diğerleri can yakıyor. Çünkü '' üzüm üzüme baka baka kararır'' atasözünün doğruluğu günümüzde ayna nöronlarla, bilimle kanıtlandı. Kimlerleysek, onlara dönüşüyoruz.

Kendimizi nasıl geliştirmeliyiz? Nasıl yaşamalı, kimlerle olmalıyız?  Kimdir kaliteli insan? Bruno yüzyıllar öncesinde bunun cevabını vermiş  İki Şey'' hakkındaki sözleriyle. 

İnsanlığa en büyük armağanlardan olan Bruno der ki;

İki şey ''Kalitesiz İnsan''ın özelliğidir:  Şikayetçilik ve dedikodu.

İki şey çözümsüz görünen problemleri bile çözer: Bakış açısını değiştirmek ve karşındakinin yerine kendini koyabilmek.

İki şey yanlış yapmanı engeller:Şahıs ve olayları akıl ve kalp süzgecinden geçirmek, hak yememek.

İki şey gözden düşürür: Demagoji (laf kalabalığı), kendini ağıra satmak (övmek, vazgeçilmez göstermek)

İki şey insanı ''Nitelikli İnsan'' yapar: İradeye hakim olmak, uyumlu olmak.

İki şey ''Ekstra Değer'' katar: Hitabet ve diksiyon eğitimi almak, anlayarak hızlı okumayı öğrenmek.

İki şey geri bırakır: Kararsızlık ve cesaretsizlik.

İki şey kaşif yapar: Nitelikli çevre, biraz delilik.

İki şey ömür boyu boşa kürek çekmemeni sağlar: Baskın yeteneğini bulmak, sevdiğin işi yapmak.

İki şey başarının sırrıdır: Ustalardan ustalığı öğrenmek, kendini güncellemek.

İki şey başarıyı mutlulukla beraber yakalamanın sırrıdır: Niyetin saf olması, ruhsal farkındalık.

İki şey milyonlarca insandan ayırır: Sorunun değil, çözümün parçası olmak.Hayata ve herşeye yeni (özgün, orjinal, farklı) bakış açısıyla yaklaşabilmek.

İki şey gelişmeyi engeller: Aşırılık (mübalağa, abartı, ifrat), felakete odaklanmış olmak.

İki şey çözüm getirir: Tebessüm, sükut (susmak).

İki şeyin değeri kaybedince anlaşılır: Anne ve baba.

İki şey geri alınamaz: Geçen zaman, söylenen söz.

İki şey ulaşmaya değerdir: Sevgi, bilgi.

İki şey ''hayatta önemli olan herşey'' içindir: Nefes alabilmek, nefes verebilmek.


Next PostSonraki Kayıt Previous PostÖnceki Kayıt Ana Sayfa

2 yorum:

Handan dedi ki...

Ne kadar doğru..

Arzu Pınar dedi ki...

500 yıl önce söylemiş hem de. Sözleri zamansız.